• İstanbul12 °C
  • İzmir13 °C
  • Ankara6 °C
  • Manisa12 °C
  • Adana12 °C

Erdal Çil / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Bürokrasiye Karşı Bir Demokrasi Şehidi:Gün Sazak

25 Mayıs 2017 Perşembe 22:30
Demokrasinin yine lafta, ürünlerinin ise uzanılması zor rafta olduğu yıllardı 1970’li yıllar. Demokrasiyi dillerine dolayarak sokaklarda dolananlar oy toplarken kullandıkları demokrasiye dair bütün söylemleri getirip Ankara’nın o haşmetli bürokrasisinin kollarına bırakıveriyorlar, demokratlıkları değil sadece bürokratlıkları kalıyordu geriye.
 
Demokrat diye ümitler bağladığımız nicelerinin böyle bürokrat kesildiği ve kendilerinden ümit kesildiği 70’li yılların ikinci yarısında kendini o parçalı bulutlar arasından gösteriveren bir güneş gibi parlamıştı rahmetli Gün Sazak.
 
Ülkenin sokakları, köyleri, şehirleri gibi kurumlarının da paylaşıldığı; her iktidara gelenin ise fütuhatçı zihniyetle paylaşılan bu kurumları hep ele geçirmeci davranarak yandaşlarına peşkeş çektikleri yıllardı.
 
Demokrasi geleneğinin oluşmadığı, gelişmediği günümüzde de iktidarların hemen yakın çevresine mevzilenen ve bürokrasinin heybetli gövdesi üzerinde bir yerlerde yaşamını sürdüren bu asalakların sayısal gücü ne kadar arkasına alırsa alsın siyasi iktidarlara rağmen halen mevcudiyetlerini sürdürüyor olmaları aslında günümüz Başkanlık Sisteminin de önündeki büyük tehditlerden birisidir.
 
Hükümetler, bakanlar, vekiller, rektörler hep kâğıt üzerinde demokrasimizin temsil edildiği, kurumlarımızın emanet edildiği kavramlar gibi görünse de asırlardır payitahtını bütün zorlamalara, siyasi istikrarsızlıklara aldırmadan hatta bunlardan da faydalanarak daha da güçlenen bürokrasimizin layık olduğu yere çekilmesi önümüzdeki günlerin önemli konularından birisi olsa gerek.
 
1950’lerin Türkiye’sinde Ankara Stadyumunda bir Cumhuriyet Bayramı etkinlikleri sırasında üniformalı asker- polis- Muhafız Alayı gibi grupların geçişini ayağa kalkarak izleyen protokolün içinde yer alan dönemin ABD Büyükelçisi; bu gruplardan sonra tören geçişi yapan takım elbiseli, melon şapkalı ve siyah gözlüklü kişileri de protokolün selamlaması karşısında şaşkınlığını gizleyemeyerek yanındakilere bunların kim olduğunu sorduğunda aldığı cevap manidardı: “
 
Aman Efendim! Onlar az önce geçiş yapan ağır silahlı ekiplerimiz, askerimiz, polisimizden hiç de daha hafif olmayan ağır bürokratlarımızdır.
O günlerden bu yana demokrasimizde sık sık vesayetlere, darbelere rağmen birçok hükümetler geldi geçti ve bürokrasiye karşı oy almak uğruna takındıkları tavır da kulaklara hep hoş geldi. Kimi 657’ yi yeniden yapılandıracağız dedi kimi yerle bir edeceğiz dedi. Hatta hızını alamayıp bürokrasinin başşehri haline geldi diye Ankara’yı bile yerle bir etmekten bahseden politikacılar da gördük. Ama elini biraz olsun taşın altına sokmaya çalışan her güç karşısında bu karanlık bloğu bularak çaresiz kaldı ve tarih olup gitti.
 
Bu yüzden her dönem bir eli yağda bir eli balda olan ama illaki iki eli de kanlı olan bu bürokratik yapıya karşı verilen demokratik mücadelenin öncülerinden de gösterebiliriz Gün Sazak Beyi.
 
Her ne kadar tek parti dönemi bitmiş, çok partili bir sistemi tesis etmeye çalışıyor olsak da ülkede halen temel ihtiyaç maddelerinin bile karaborsa ile halka ulaştığı yıllardı 70’li yıllar. Vatandaş için ekmek, su, yağ bile kuyruksuz temin edilemeyen ürünlerdi ve kuyruklarda yaşamak artık hayatın bir parçası haline gelmişti. Milletin vekilleri vatandaşın bu derdine çare olmak yerine birbiriyle didişir hale gelmişken meclisteki sayısal ağırlığının çok ötesinde ayrı bir özgül ağırlığı bulunan MHP. Lideri merhum Alparslan Türkeş Bey’in önerisiyle milletvekili olmayan, kabine dışı bir isim olarak Gümrük ve Tekel Bakanlığına getirilmişti Gün Sazak. 
 
Daha önceleri o koltukta oturan diğerleri gibi oturup onların rolleriyle, onların izinden giderek de bakanlık yapabilirdi. Kabinedeki diğer bakanlarının genel ortalamasına ayak uydurarak gördüğünü görmez, duyduğunu duymaz bir hale de bürünebilirdi pekâlâ. Ama o yeryüzüne halife olarak inen bir insan ve gençlik yıllarından beri de tanımakla şeref duyduğu ülkücü dünya görüşünün bir neferi bir temsilcisiydi. Âleme nizam veren bir ecdadın torunu olarak görev aldığı bir bakanlığa mı nizam vermekten geri duracaktı?
Öğrencilik yıllarından beri zaten yardımseverliği, cömertliği ve üstün ahlaklı karakteriyle gönüllerde yer almıştı. Bozulmadı ve bozamadı onu yeni görevindeki ahlaksız kurumsal yapı. Rüşvetin, yolsuzluğun yaşandığı, karaborsa ve kaçakçılığın doruklarda olduğu o yıllarda büyük vurgunların - soygunların yapıldığı merkez olmuştu adeta Gümrük ve Tekel Bakanlığı.
 
Bakanlığın azgın bürokratik statükosu direniyor, Gün Beğ, hem bu statüko ile hem de onu besleyen bakanlık dışı güçlerle uğraşmak kalıyordu. Bakanlığında kurulan şebekeyi kısa zamanda çözen merhum bu yapının arkasındaki güçlerin TBMM’ ne kadar uzandığını da tespit etmişti. Şöyle diyordu bir konuşmasında: "Kaçakçılık sistemi devlet memurlarının himayesi altındadır. Bu memurların arkasında umulmadık yetkililer var. Onları belirleyecek kişiler de şebekenin bir parçası durumunda. Üstelik çok güçlüler. Ben her şeyi göze alarak ve kimsenin gözünün yaşına bakmadan bu şebekeyi dağıtmaya kararlıyım. Dürüst bir kadro kuracağım. Milletvekillerinden gelecek tepki ve talepleri dinlemeyeceğim." 
 
Prensipli, kararlı ve inançlı bir insandı. Dediklerini yaptı da. O zamanların o işlevi çok yüksek bakanlığında bütün kaçakçılık kapıları kontrol altına alınmış ve tabiri caizse bu ülke, ülkücü bir bakanlığın nasıl olması gerektiğini Gün Sazak Bey ile görmüştü.
 
Dünya, dünya ehlinindi şüphesiz! Değil mi ki bu dava hor, bu dava öksüz, bu dava yetimdi. Gün Bey ne kadar inançlı ne kadar müşfik olsa da kaçakçılıktan servetler kazanan grift ve karanlık yapının eli kanlı odakları Gün Bey için çoktan infaz kararını almışlardı. 
 
Neticede kara para her sıkıştığında yaptığı gibi, kızıl katil komünistlerle işbirliği yaparak 27 Mayıs 1980. Saat: 21,15. de Gün Sazak Beyi eşi ile gittiği bir ziyaretten döndüğünde, evinin önünde otomobilinin bagajından eşyasını alırken, 8 - 10 kurşun yarası ile şehit edecektir.
 
Ruhu şad olsun!
 
Allah şüheda kanlarıyla yoğrulmuş bu vatanın bütün kurumlarına, Gün Sazak Bey’lerin ideallerine sahip idareciler nasip etsin.
 
Bu yazı toplam 1341 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
RENKLİ HAYATLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Optimus Haber Portalı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0542 820 94 44 - 0534 6787068 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA