• İstanbul20 °C
  • İzmir20 °C
  • Ankara14 °C
  • Manisa17 °C
  • Adana23 °C

Erdal Çil / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Bir hafta sonu anısı

23 Aralık 2017 Cumartesi 19:24
Memuriyete Muğla Üniversitesinde başlamış ve Muğla’da gurbetindeki bekar hayatı memleketi Konya’ya tayin olunca bitmişti. 
 
Hani bazı davetler vardır ya gitmeseniz bile yüreğinizde bir yerlere takılır, bir kıvılcım bekler ya da inanacağınız bir mazeret ararsanız ya….
 
Öyle bir davetti aslında elimizdeki kağıt parçası. 
 
Davet edenin anıları belirir gözümüzün önünde. 
 
Biz Ahmet’i Muğla’nın o bekar evlerinde, Stadyum altındaki Güney Apartmanının çatı katındaki bekar evinde hep müşfik hep hoş sohbet ehli olarak tanımıştık. Boynunu büküp sohbet edene öyle bir bakardı ki...Elimizden geldiğince sohbetsiz, elimizden geldiğince ona gurbette garipliğini yaşatmamaya çalıştık. 
 
İnanıyorum ki başta çay ocağında beraber görev yaptıkları arkadaşı Mehmet Eroğlu başta olmak üzere biz Ahmet’i Muğla’da Muğla’lı yapan, Muğla’yı sevdiren insanlar olmuştuk. 
Kaç yıl geçmişti aradan bilmiyorum ama işte elimizde bir davetiyesi vardı ve önümüzdeki pazar Ahmet, memleketi Konya Karapınar’da evleniyordu.
 
Süleyman aslında susarak çok şey anlatıyordu elindeki davetiyeyle. Kafasından bir şeyler geçiriyor ama söylemeye, kimlere söyleyip paylaşacağını ve destek bulup bulamayacağını düşünüyordu. 
 
Başını kaldırıp elindeki davetiyeden yüzüme baktığında: “gidelim mi “ demiştim. 
 
Başkasının bu sözü söylemesi ile benim söylemem arasında fark vardı Süleyman’a göre. Onun gözünde ben, inandığım zaman çabuk organize olabilen, çareler bulabilen ve toplayıcı özelliği olan birisiydim. 
 
Sanıyorum yarım gün içerisinde geleceğini tahmin ettiğimiz arkadaşlara ulaşmış ve büyük kısmından da olumlu cevap almıştık. Cuma namazı sonrası minibüs ile çıkacak ve önce akşamüzeri İzmir Ege Üniversitesi Hastanesinde tedavisi süren eşinin yanında bulunan teknisyen Mehmet Akar arkadaşımızı ziyaret edecek ardından da gece boyu yol alarak sabaha İstanbul’a ulaşacak ve kısa dönem askerlik vazifesini yapan üniversitemizin şube müdürü Mehmet Toprak kardeşimize de sürpriz bir ziyaret yapacaktık.
 
Kısa dönem olmasına rağmen Mehmet’in yokluğu bizi bir hayli öksüzleştirmiş, Muğla’daki günlerimizi adeta renklerinden uzaklaştırmış adeta ıssızlığa sevk etmişti yokluğu. 
 
Ya birliğinde yoksa ya başka bir yere gönderildiyse ya izin vermezlerse diye sorular kurcalasa da zihnimizi yine de gerekirse ufak bazı çılgınlıklar yapacak ve mutlaka görecektik Mehmet’i ve kararlıydık. 
 
Cumartesi sabahtan akşamüzerine kadar programımızda İstanbul vardı ve oradan akşam saatlerinde yola çıkarak Pazar öğleden önce de Konya Karapınar’a ulaşmayı ve düğüne, düğün yemeğine yetişmeyi planlamıştık. Gezimizden ne Mehmet’leri ne de Ahmet’i  haberdar etmemiş sürpriz yapmayı düşünmüştük. 
 
Yedi kişiydik sanıyorum ve her birimize de yol boyunca planı aksatmayacak şekilde güzergâh üzerinde olan yakınlarımızı şöyle bir saatliğine de olsa ziyaret etme fırsatı sağlamıştık. Mesela yol üzerinde Erdek’te Mehmet Nazlı’nın annesine topluca uğranılacak hatta akşam yemeği için kendisine haber verildiğinden Kayseri usulü mantı bizim Cuma akşamı yemeğimiz olacaktı. Cumartesi öğle sonrası İstanbul’da Gültekin Güven’in anne ve babasının evi ziyaret edilecek, elleri öpülecekti. Pazar sabah erkenden ise yine güzergâhta bulunan Afyon Emirdağ’da yaşayan Naci Gözüm’ün babasına uğranılarak eli öpülecek, duaları alınacaktı. Pazar kahvaltısı ise yine Emirdağ’ın Yeniköy’ünde Süleyman’ın kayınpederi ve kayınvalidesinde yapılacaktı. 
 
Program aksamadı. Cuma akşamı Mehmet Nazlı’nın annesi ve kız kardeşlerinin hazırladığı nefis mantılarla yemeğimizi yedik. Sonrası feribot ile Rumeli’ye geçiş ve henüz sabah namazı vakti de İstanbul’da kışlanın kapısına dayanmamız ve apar topar Mehmet’i nizamiyeye getirtmemiz. Sonra da onu alıp çarşı gezmemiz ve öğleden sonra tekrar birliğine teslim etmemiz. Ardından İstanbul’da köprülerden ikişer defa geçmemize rağmen bir türlü Gültekin’in tarifiyle anne-babalarının evlerini bulamayışımız ve Gültekin’in mahcubiyeti unutulur gibi miydi? Akşam Bursa’da yemek sonrası biraz uyku ve dinlenme molasının ardından gece sabaha karşı Naci’nin babasını ziyaret ettikten sonra Süleyman’ların kayınpederlerinde sıcacık soba başında hamarat kayınvalidesi ve baldızlarının hazırladığı nefis kahvaltı ile kendimize gelmiştik. Ama o kahvaltının etkisi yola çıktığımızda olumsuz olarak etkilemiş ve gece yakalayamadığımız uyku o ıssız, dümdüz Konya yollarında üzerimize çullanmıştı. Şöför mahallinde genelde Süleyman vardı ve refakat işi de bana kalıyordu genellikle.  Konya varmamıza rağmen sonrasındaki Karapınar yolu yine de bitmek bilmedi. Ama Ahmet’in heyecanını düşündükçe de uykumuz kaçıyor sabırsızlanıyorduk. 
 
Sonra da öğle namazı sonrası kavuşma.
 
Duygulu kardeşim ne sevinmişti ne duygulanmıştı o gün bizi görünce. 
 
Mesai arkadaşları iki Mehmet’e (Mehmet Eroğlu ve Mehmet İpek) orada rastlamış, sevinmiş hatta dönüşü bizimle yapmalarını teklif etmiştik.  Onlar da vefalarının gereği otobüse atlayarak gelmişler, yalnız bırakmamışlardı Ahmet’i.
 
Halen görev yaptığı üniversitesinden bile bu kadar yakınlık görmemişken bizim ziyaretimizin önemi ve Ahmet’in sevinci kolay unutulur gibi değildi.
 
Yorulmuştuk ama biz de mutlu olmuştuk. Zaten mutluluk biraz da yorulmak, başkalarını öncelemek, önemsemek değil miydi biraz da. 
 
Mehmet’lere ve Ahmet’e ayırdığımız o hafta sonumuz dönüşte rahmete dönüşmüş, dönüş yolunda sağanak sağanak yağan rahmet ile yoldaş olmuştuk. Ben de ziyaret hakkımı dönüş yolunda kullanmış ve yol üzerinde Yalvaç’ta Yüksekokul Müdür Yardımcısı Mehmet Emin Merter’e uğrayarak karnımızı doyurup üzerine de o soğuğa rağmen şifa olur niyetiyle hakiki keçi sütünden imal Maraş Dondurmalarımızı yemiştik.
 
Dönüş yolunda Isparta’dan çıkana kadar yol kenarlarında gördüğümüz elma yığınlarında hep gözümüz kalmış bir istasyonda mola verdiğimizde ise sahibinin izin vermesiyle araçta ne kadar poşet bulduysak elmalardan doldurarak yanımıza almıştık. Sonra da yine rahmet altında sabaha karşı 04.00 sularında Muğla’ya varışımızla bitmişti yolculuğumuz. 
 
Pazartesi sabahı Muğla dinlenerek haftaya başlarken biz ise mutlulukla başlamıştık.  
 
Erdal ÇİL
                                                                                                                      cerdal48@gmail.com
 
Bu yazı toplam 707 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
RENKLİ HAYATLAR
  • Akhisar TSO Başkanı Dr. Ulusoy Berlin'de Akhisar'daki fırsatları anlattı
  • Tıraşa döviz ayarı
  • Manisa'dan, Türkiye- Azerbaycan Diaspora İşbirliğine katkı sağlanacak
  • Mert Şişmanlar, Gençler Avrupa Judo Şampiyonasında 2. oldu
  • İl Müdürü Öztürk başarılı Tekvanducuları kutladı
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Optimus Haber Portalı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0542 820 94 44 - 0534 6787068 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA