• İstanbul10 °C
  • İzmir11 °C
  • Ankara6 °C
  • Manisa9 °C
  • Adana11 °C

Aliye Bozkurt / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Bir dokun bin ah işit derler ya

15 Kasım 2017 Çarşamba 14:39
Ekonomik gidişat uzun zamandanberidir pek de tatlı seyretmiyor,öyle günlerdeyiz ki,"az yetmiyor,çok artmıyor" dedirtecek cinsten bir yaşamı sürdüren insanlarımızın her alanda ekonomik sıkıntıları çok fazla,az gelirleriyle nereye yetişeceğini şaşırmış durumda herkes.
Öte taraftan zam üstüne zam, mazota,benzine,ona şuna buna,kısaca herşeye ardarda sağnak halde geliyor zamlar.
 
Her zaman açıklanan rakamlar da var bildiğiniz gibi,TÜİK yaptığı açıklamalarda temmuz ayı itibariyle işşizlik oranının 10.7 ye,işşizsayısını ise 3 milyon 443 bin kişi olarak açıkladı.
Rakamlarla herdaim açıklanan veriler,Dolar'ın inişileri,çıkışları malum her alana yansıyan etkileri de malûm,her alandaki vergiler ve bu vergilerin artışları da millete gına getirtecek cinsten bir şekilde arttıkça artıyorken,öte taraftan da gırtlağımıza kadar savaşın ülkemize sıçrama riskine batmışız ki sormayın gitsin.Kısaca anlatmak gerekirse sorunlar yumağı giderek büyüdüke büyüyor....
 
Ülkedeki günlük tartışmalara bakarsak "hava cıva"tarzı şeylerle bir ağızdalaşı var sadece milletin ne derdi var,geçinebiliyormu umurlarında mı..
 
Yok arabalarda cam filmi öyle olsun,olmasın dan başlarsak daha onun gibi eften füften işler,son günlerde ise ekmek ile ilgili söylemler başladı,yılda şukadar ekmek çöpe atılıyor  
gramajı mı düşürülmeli denmeye başladı ya arkasından ekmeğe zam da gelir, yani gramajının düşürülerek yine ayni fiat satılsa bile buna gizli bir ekmek zammı kapıda,ekmek zammına hazır olun denilebilir.
 
Ekmeklerin çöpe atılmasındaki en büyük etken aslında çabucak küflenmesidir,alındıktan sonra tüketilemezse kısa bir zaman içinde bir bakmışsınız ki yemyeşil küflenmeler başlıyor,bu durumda ister istemez yenmesi mümkün olamıyorsa öncelikle ekmeklerin çöpe atılmaması için imalatındaki yapılışının denetlenmesi ve çabucak küflenmesinin önünün alınması gerekmezmi, bizim geleneksel toplumsal kültürümüzde aileler bayat ekmeği zaten nasıl değerlendireceğini çok iyi biliyor,dilimleyip üzerine peynir,sosis,sucuk koyup fırınlayıp kahvaltıda tüketiyor,yine çırpılmış yumurtaya bulayıp kızartarak lezzetli bir şekilde sofraya getirebiliyor,yeterki küflenmemiş olsun ekmekler.
 
Gün içerisinde tüketilen gıdaların içerisinde en önemli yeri tutan gıdamız şüphesiz ki ekmektir,insanlara ucuz,sağlıklı ve nitelikli ekmekler yedirilmesine öncülük etmekte idarecilerin görevi değil mi.
 
Toplum içinde bazen her eve girmeyen,ya da zorunlu nedenlerden dolayı giremeyen bazı gıda maddelerinin olmasına karşın,her eve mutlaka giren tek gıda maddesi olanekmekgünlük gıda tüketiminde belkide en önemli yeri işgal ediyor,girmediği ev yok.Dar gelirlinin,fakir fukaranın yegâne gıdasıdır ekmek.
 
Toplum yapımızda,"Ekmek parası için çalışıyoruz,ya da "ekmek,kuran çarpsın" gibi sözleri duymayan yoktur,bu da halkımızın ekmeğine ne kadar önem verdiğinin bir göstergesi değilmidir,yerde bir parçasını görse alır, çiğnenmesin diye ayakaltı olmayan biryere koyar ve yine eskaza yere falan düşürse öperek başına koyar bilirsiniz bunları,bu kadar önem verdiği bir şeyi çöpe atar mı halkımız,o zaman hala çöplere atılan ekmek israfından sözedebiliyorsak demekki bunun nedeninin çabucak bozularak,küflenerek yenilecek niteliğini kaybetmesidir diye düşünebiliriz.
 
O zaman yapılacak en etkili yöntem,ekmeklerin,katkı maddesiz, kısa zamanda niteliğinin bozulmadan,küflenmeden dayanabilecek kıvamda imal edilmesini sağlamak değilmidir sizce de?..
 
Eski Osmanlı dönemlerinde padişahlar üretilen ekmeği önce kendileri yerlermiş ve beğendiği takdirde halk için üretimi yapılırmış.Osmanlıca adı,Nan-ı Aziz olan Ekmek yapılırken titizlikle buğdayı,pişirecek olan odunundan,gramına,içine konacak tuzuna kadar da padişahlar karar verir, fırınlardaki ekmek üretimleri de bu belirlenen kriterlere  göre yapılırmış,yapılan ekmekler iyi pişmez,rengi esmer,gramajları da düşük olursa  fırıncılar çok ağır cezalara çarptırılırlarmış.
 
Sultan II.Bayezid tarafından yürürlüğe konulan; Kanunname-İ İhtisab-ı Bursa(1447-1512) adlı bir yasa ile ekmekteki istenen esas  kıstaslar belirlenmiştir.  Günümüzün TSE sine(Türk Standartları Enstitüsü) eş bir emir ile bazı gıdaların ve ekmeğin üretilmesi ve satışının nizamı olan bu yasaya göre üretilen ekmekler de o dönemin Bilirkişileri konumunda olan Çeşnici ve Çeşnicibaşıların kontrolleri ile denetlenir, ekmekler, Padişahın verdiği kararlara göre mi yapılmış bakılır, ekmeğin  çiği,pişmemişi, kara olanı ve  eksik tartılı bulunursa da kontrolleri yapılırmış ve üretenlerede gereken cezalar verilirmiş."Un ince elekten elenmiş olacak,ekmek iyi pişecek,(unun kendi beyazlığı) ak olacak,kokusu (küf) bulunmayacak" diye de önemle eklenirmiş.Ama uygulamalardaki  yaşanan çeşitli aksaklıklar ve denetimsizlikler nedeni ile ekmek üretiminde bir türlü doğru kaliteyi bulamazlarmış.Kanunname-i İhtisab-ın üretilen bütün yiyecek maddelerine ve kullanım için üretilen her şeye getirdiği şartlar o günün kanunlarının çerçevesinde değerlendirilirmiş.
 
Günümüzde de ayni sıkıntılar hala yaşanıyor,gıda üretenlerin yeterince denetlenemiyor olmalarının yaşattığı sıkıntılar da malum.Çeşitli zararlı maddeler içeren yiyecekler,zararlı katkı maddeleri,hileli gıdalar ve saymakla bitiremeyeceğimiz türlü çeşit entrikalı üretim şekilleri!...
 
İki üç günde küflenen ekmekler ve bunun  yanı sıra daha bir çok şey.Ekmek için kullanılan kabartıcı asitler ve mayalar gibi bir çok şeyi sayabiliriz.Ekmeğin katkı maddeleri ile beyazlatılmış olanı değil,unun doğal beyazlığı ile yapılanının olması ise en idealidir.
 
Ekmek israfını önlemekiçin sadece beyaz olmaması yetmez,hatta esmer ve lezzet yoksunu olanının daha fazla israf edileceğini tahmin etmek hiçde zor değil.
 
Sokak hayvanlarına ve kuşlara bile verilmiş olsa yine israf edilmiş sayılmaz,zira o sahipsiz hayvancıklarında beslenebilmeleri gerek.
 
Yapılacak olan düzenlemeler ile sağlıklı üretilen her ekmek tüketilerek israf edilmemiş olur,ekmek israfının ise bilinçli bir yaklaşımla önlenebileceği gerçeği ise göz ardı edilemez.
Ekmek çeşitleri ile ve onun  niteliği,kalitesi,doyuruculuğunun yanında içerdiği maddelerin sağlık açısından uygunluğu da çok önemlidir.
 
Ailelerin bu konudaki yaklaşımları da çok önemlidir,zira israfın önlenmesindeki en önemli faktör,gereğinden fazlasının alınmamasıdır.
 
Yani kısaca anlatmak istediğim şudur ki,Padişahların fermanları ile bile tutturulamayan ekmekteki kalite,günümüzde de tutturulamadığı için çabuk bozulması nedeniyle de israfa neden olmaktadır.
 
İstediğiniz kanunu çıkarıp,istediğiniz fermanı verseniz de israfının önlenebilmesi mümkün görünmemektedir.
 
Ekmek her insanın hayatında önemli bir yer tutmaktadır,hatta öpüp başına bile koyar ekmeği insanımız.Bu derece saygıyla yaklaşan insanlarımızın onu telef etmesini düşünemeyiz,ancak yinede israf söz konusu ise bu konuda başka tedbirlerin alınması ile israfın önüne geçilebilir  gramajının azaltılarak gizli zamlarla,ya da pahalı olması bunu engelleyemez.
 
Yapılacak denetimler ile  israfın nerelerde olduğunun araştırılması ve ona göre tedbirlerin alınması gibi bir çok şey düşünülmelidir.
 
Ekmek gibi hayati önem taşıyan bir gıda maddesinde hiç bir hile hurda,olmamalı ki gönül rahatlığı ile sağlıklı bir şekilde insanlarımız yiyebilsinler.
 
Fakirin fukaranın bir kuru ekmeği kaldı zaten onu da zehir zıkkım etmeden yemesini sağlamalı.
 
Halkın sırtındaki yükler gün geçtikçe zaten giderek arttıkça artıyor,hayat şartları ağırlaştıkça yaşam daha da zorlaşıyor,milletin artık düşünmekten, tasarruf etmekten,azla yetinmeye çalışmaktan iliği kemiği kurudu desek yeridir,artık kusura bakmasınlar ama,az birazda devlet daireleri, devlettekiler ve onu yönetenlerin hepsi de artık tasarruf etsinler de örnek olsunlar bu millete biraz artık.
 
Neredeyse soluduğumuz havanın bile vergisini isteyecekler,o raddeye geldi.
 
Geçim derdiyle,ona zam,buna zam milletin canı burnunda zaten,az biraz insaf yani!..
 
Bu yazı toplam 605 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
RENKLİ HAYATLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Optimus Haber Portalı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0542 820 94 44 - 0534 6787068 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA