• İstanbul25 °C
  • İzmir26 °C
  • Ankara20 °C
  • Manisa24 °C
  • Adana25 °C

Ümit Taydaş / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Bedel Ödedik

02 Mayıs 2016 Pazartesi 01:59


Şehitlerimizin ardından sızladı yürekler…


Vatan evlatları toprak altına girdi. Aileleri acı içerisinde. Ne olacak böyle deniyor? Yıllardır süren terör bir türlü bitirilemiyor. Kimi öyle söylüyor, kimi böyle…

Yanan aileler oluyor, gerisi yalan…

Şehit veriliyor, verilmeye devam ediyor. Anlık yapılan protestolar, bağırmalar, çağırmalar en fazla 3 gün sürüyor. Sonra her şey unutuluyor; artık kimse şehidini, şehit ailesini hatırlamıyor.2007 yılından beri Şehit Aileleri ve Gazilerin Başkanlığını yapıyorum. Kendimde terörle mücadele esnasında bir çatışmada vurulmuş, uzun zaman tedavi görmüş, büyük acılar çekmiş bir insanım. Şehidimiz oldu mu, kimileri bizden yürüyüş bekler ve kendi siyasi düşüncesi neyi öngörüyorsa o yönde eylem yapmamızı arzular. İsteklerine uymazsan kötü insan oluverirsin. Gazisindir, bunun önemi onlar için yoktur. Sayısız çatışmaya girmişsindir, dağlarda kalmışsındır. Hiç durmadan Türkiye’nin geleceği için verilen canlar, sakat kalan vücutlar… Biz bunları gördük, yaşadık, uzantısında gazi olmanın onurunu taşır olduk… Derneğime hiç gelmemiş, Şehit Ailelerimin ve Gazilerimin sıkıntılarını paylaşmamış, bazı kişilerin sadece şehit olduğunda yürüyüşle vatanseverliğin sağlandığını düşünüp, katılım göstermediğimde, beni sağda solda aşağılamasına sadece yazık diyorum… Bizler büyük bedel ödedik, ya siz?

Gün 1…

Ay Mayıs…

Yıl 2000…

Bir akşamüstü, teröristlerle çatışmaya girdik. Saat 16.30 sıralarında vuruldum. Kurşunun şiddeti öyle kuvvetliydi; bacağıma çarptığında ayaklarımı yerden kesip, beni havada bir tur döndürdü. Durduğum yer o kadar dikti anlatamam, yere düştüğümde hızlı bir şekilde aşağıya doğru yuvarlandım. Yakın mesafede terörist, çukurun içinde kendini gizlemiş bir halde beni görmekteydi. Bacağımdaki kemik dışarı çıkmış olmasının yanında, büyük acı yaşadığımı belirtmek isterim. Vurulduğum yöne doğru dönmüyorum. Sebebi, beni öldürecek olan kişiyle göz göze gelmek istemediğim içindir. Yukarı doğru yatarken, Allahım hayatımın sonuna geldim. Ne olur ikinci mermi öyle bir yerime gelsin ki, daha fazla acı çekmeden yanına geleyim. Terörist haindir, benim işim nasıl olsa bitti. Arkadaşlarımdan bazıları durumuma dayanamayıp beni kurtarmak için gelmeye çalıştığında, amacı onları da öldürmek. Öyle güçsüzleştim ki, tim sağlık uzmanı olmam vesilesiyle başka arkadaşlarımın kopuk bacağını ya da kurşun yarasını sarmış bir insan olmama rağmen şimdi ise kendi sorunum için kolumu sırtıma uzatıp sağlık çantasını dahi alamaz halim. Yukarıdan arkadaşım bana doğru kurtarmak maksadıyla hamle yapmak istedi. Fakat üzerine beni vuran teröristten kurşun yağdı. ‘‘Nasılsın?’’ Diye bana seslendiğinde ona çok sert çıkıştım: ‘‘Ölüyorum, sen bana ne diyorsun?’’ Diye bağırdım. Kendimi bir ağacın yanına doğru toprağa parmaklarımı bastırarak çekip sürükledim, bacağımı sadece etimin tuttuğunu görüyorum. Hayatım gözümün önünden akarken, ölümü bekliyordum. Yukarıdan sesler geliyor. Bir astsubay arkadaş vuruldu. Kobra tipi helikoptere haber verilmiş. Geldi ve dere yatağını öyle bir bombalıyor ki, acı içinde kıvranmama rağmen ülkemle gurur duydum. Çünkü ben yurdumu çok seviyorum. Canım gitse ne olur. Feda olsun… Benim için yapılana mutlu olmuştum. Kurşunlara aldırmayan bir arkadaşım benim yanıma geldi. Öyle çok mermi yağıyor üzerimize, tarifi mümkün değil. Başımın yanından toprağa giren mermi saçlarımı oynatıyor. Acım o kadar büyük ki, bana bir tanesi çarpsa da her şey benim için bitse. Sonunda arkadaşlarımdan biri teröristleri etkisiz hale getiriyor ve kurtulmam bu şekilde sağlanıyor. Çukur kazarak içine girmiş terörist, dimdik ayakta üstüne gelen kahraman bordo berelilere mermi sıkıyor. Türk Askeri korkmaz, çekinmez hayatı pahasına da olsa kendine verilen görevi sonuna kadar yerine getirir. Nitekim o zaman boğaz boğaza vatan hainlerine karşı mücadele verildi. Patlayan el bombaları, roketler M 16’lar, makineli tüfekler o gün Türk Ordusu adına, ‘‘Bu topraklar bizim’’ diye haykırdı. Teröristler perişan edildi. İşte onlar ancak Kahraman Ordumuzu çukurda karşılar. Yiğit askerimizi attığı pusu ile katleder. Lakin eninde sonunda yaptığının bedelini öder. Ağzımda bir dal parçasını sıkarak, acı içerisinde omuzlarımdan arkadaşlarımın çekmesiyle sürüklenerek helikopterin alacağı yere getiriliyorum. Biraz vakit geçmesinin ardından ceset torbası içerisinde şehit yanıma bırakılıyor. Daha bir gün önce muhabbet ettiğim, beraber bir şeyler yediğim astsubay arkadaşım cansız yanımda yatıyor.

İki kader yan yana… 

Biri gazi!

Biri şehit!

Helikopter geliyor, bütün aydınlatmaları kapalı her an saldırıya uğramasına karşı önlem. Seri şekilde taşıyıp, yatırdılar içeriye. O karışıklıkta yaralı bacağıma yüklenilmesi nedeniyle canım yanıyor, bağırıyorum. Kimseye sesimi duyuramıyorum. Birinin üstünde yattığımı hissediyorum. Ona söyleyeyim de, yanındakine o da yanındakine söyleyerek ayağımın üstündeki ağırlığın alınmasını sağlayayım, diye düşünüyorum. Ama elini tutup bir şeyler söylemek istediğim kişi şehidimizmiş, elinin buz gibi olmasından bunu anladım. Sanırım biraz saygıyı hak ediyoruz, ne diyelim göstermeyene hakkımız helal olmasın…

Zor be yaşadıklarımız! 

ANLAYANA…

Bu yazı toplam 8120 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
RENKLİ HAYATLAR
  • Manisa'daki 'pis kokuların' Alaşehir kaynağında Seks Skandalı çıktı
  • Zerrin Özer, hastane çıkışı görüntülendi
  • Özel sektörün yurt dışı kredi borcu azaldı
  • İmamoğlu TRT' de...
  • Rolls-Royce, Siemens'in elektrikli uçak bölümünü satın alıyor
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Optimus Haber Portalı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0542 820 94 44 - 0534 6787068 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA