• İstanbul16 °C
  • İzmir16 °C
  • Ankara9 °C
  • Manisa17 °C
  • Adana21 °C

Erdal Çil / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Bayramlardan nemalanan fırsatçılara dikkat

31 Ağustos 2017 Perşembe 15:48
Bir bayramın daha arifesindeyiz. Milletin dünüyle, diniyle sorunu olan ve her fırsatı değerlendirmeye çalışan uyanıklar yine iş başındalar.
 
Milli bayramlar sanki toplumumuzda bir kesimin, dini bayramlar ise diğer kesimin bayramı gibi bir algı estiriliyor sokaklarda.
 
Marşların sözleri değiştiriliyor, bayraklara yamalar ve eklemeler yapılarak belirli düşünceler uğruna sembolize ediliyor, sürekli nefret, sürekli öfke ve edepsiz naralar kaplamakta ortalığı.
 
Hâlbuki bayramlar insanların kaynaştığı, birbirine yanaştığı günlerdir; dalaştığı değil!
Korkarım yakında insan kalmayacak bayramlaşacak. Bayramlar tatillere, katillere bırakılacak kadar suç mu işlediler hâlbuki. 
 
Turizmcimiz neden bayrama diker gözünü? Kan akıtmaktan başka hiçbir hüneri olmayan, kalbinde insana dair hiçbir sevgi emaresi bulunmayan katillere neden bırakırız bayramlarımızı da bizim bayramlarımız kan gölüne döner yıllardır. Ama trafikte ama elinde baltayla, satırla dolaşan, ama insan ama hayvan doğrayan, dinden- diyanetten haberi olmayan insanları nasıl ürettik yıllardır? 
 
Hani Mübarek Ramazan yaklaşırken oruca dair fetvalar verecek kadar hadsizleşen, insanın insana en yakından anlama yollarından biri olan oruca bile dil uzatacak kadar ileri giden müptezeller şimdi de özgeçmişlerine kurban deneyimlerini ekleme derdindeler.
 
Bu milletin dinine, diline, kültürüne uzak kalmayı yegâne seçkinlik nişanesi sayacak kadar bedbaht, aydınımsı görünümlü ama özde din ve mukaddesat düşmanı bu müptezeller bir türlü içlerine girmedikleri ve kurbana hazırlanan insanımızın bu tatlı telaşesine dikmiş gözünü! Yıllık izin planlarını bile bu bayram keseceği ve fakir fukara ve komşularıyla paylaşacağı kurbana göre ayarlamış, sılayı rahim yaparak yakınlarına ulaşmış, bir kültürü bir ananeyi, bir dini vecibeyi yerine getirmek için kollarını sıvamış bu toprakların çocuklarının bu hazırlıkları bile artık bu çevrelerin diline düşmüş ve hedef olmuş ne yazık!  
Duymuşlar çevrelerindeki konuşmaları:
- Bu bayram biz bir küçükbaşa girdik.
- Biz de yedi kişi bir danaya yazıldık.
- Ayşe Hanım’lar beş kişi Recai Bey’in çiftliğindeki danalardan birine girmişler.
Müptezeller de hemen durumdan vazife çıkararak sosyal medyada ve basında paylaşarak beş kişi bir insana girdiklerini ve fakir bir insana beş kişinin toplanarak yardım etmesinin daha caiz olduğunu açık açık değil tabi; ama ima yollu yayma derdindeler. 
Sevsinler fikirlerini!
 
Nedense bu insani duyguları dini bayramlar geldiğinde nükseder hep. Hayvan sevgilerini kurbanlarda hatırlarlar da sarhoş masalarına kebap olarak hazırlanan hayvanlara karşı suspus olurlar. Rakı-balık-roka üçlüsünün reklamını yaparlar ama kurbanda iş Allah rızası için fakirlere dağıtılacak kurbanlara gelince ahkâm keserler. Deve güreşlerinde, boğa güreşlerinde meze masaları kurup, kafa çekerken giden vicdanları hep kurbanda gelir akıllarına. Sokakları işgal ederek gece yarılarına dek gümbürtülerle düğünler yaparken rahatsız ettikleri insanları nedense hep söz konusu Ramazanlar gelince davulcudan korumak için hatırlarlar. 
 
Oniki taksitle tatil planları yaparken, ya da onca kredilerle açılıp saçılarak düğünler, balolar yaparken akıllarına getirmedikleri tasarruf fikirleri birden Hac dönemlerinde nüksediverir ve mübarekler hepsi, akıl vermeye kalkarlar: “Yok şu kadar liraya hacca gidileceğine şu kadar fakir doyurulsa”
 
Doyurun kardeşim! İster beş kişi ister on kişi de bir olup insanlara girin ve yardım edin elbet fakire, fukaraya ama lütfen artık bu milletin dininden dilinden, kültüründen elinizi çekin! Yıllardır iç içe yaşadığımız gayrımüslüm azınlıkların bile yapmadığı acımasızlıkları, hadsizlikleri bu millete siz yapmayın! Böyle davranışlarınızla karşınızda sevmediğiniz ve canınızı yakan bir nefretin oluşmasına sebep olduğunuzu fark etmiyor musunuz?
Bayramlar insani vasıfların ortaya çıkmasıyla, çıkarılmasıyla anlam kazanıyor. Günümüzde hızla sekülerleşen ve dünyevileşen insanlık bayramları tatile dönüştürme çabasında zaten oldukça mesafeler katetmişken iyice mahzunlaşan şu iki bayramımızı olsun tüccarlara ve istismarcı düşmanlara harcatmayalım! Bırakalım bayramlar bayram olarak kalsın ve bizim de çocuklarımızın, çocuklarına anlatacakları bayramları olsun!
 
İyice tüketici olduk biliyorum ama ne olur hiç olmazsa şu bayramları tüketmeyelim!
 
Ne 23 Nisan, ne 19 Mayıs ne 30 Ağustos, ne 29 Ekim ne de Ramazan ve Kurban!
 
Asla tüketilmeyi hak etmediler!
 
Onlar da bizim gibi; kimisi biraz daha milli, kimisi biraz daha dindar kimisi daha yerli!
 
Ama hepsi de bizden ve hepsi de yaşamalı.
 
Bu duygu ve düşüncelerle…….
 
Gelin farklı da olsa siz tamamlayın sözümü.
 
Hepinizin bayramınızı kutluyor, hepinize gönül dolusu muhabbetlerimi sunuyorum.
                                                                                                                
 
Bu yazı toplam 1194 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
RENKLİ HAYATLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Optimus Haber Portalı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0542 820 94 44 - 0534 6787068 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA