• İstanbul12 °C
  • İzmir6 °C
  • Ankara1 °C
  • Manisa1 °C
  • Adana8 °C

Berfu Aksoy / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Baharat kokulu aşçının minik kızı

02 Kasım 2017 Perşembe 21:24
Gittin mi sahiden baba? O ellerimi hiç bırakmayacağını sandığım, geceleri üzerimi gizlice örtüp, saçımı okşayan adam gitti mi gerçekten? Ben hala inanamıyorum. Sanki her eve geldiğimde odaların birinden aniden çıkıp gelecekmişsin ve ben berbat bir kabus gördüğüme inanacakmışım gibi. Akşam yemeklerinden sonra kahveni yine kendi ellerimle yapacakmışım “ Ellerine sağlık kızım” diyecekmişsin gibi…
 
Biliyorum izliyorsun beni, özledin de hatta. Ama benim ciğerim iflah olmaz sen gittin gideli. Gözlerim her anımsamada hiç kurumayacakmış gibi izinsizce akıp gidiyorlar. Hiç mi geçmeyecek bu içimdeki sızı, ağrı… Hiç hafiflemeyecek mi sana olan özlemim? Konuşamıyorum aslında anlatıyorum ama kimse beni anlamıyormuş gibi geliyor. Halbuki sen gelsen baksan gözlerime konuşmadan anlaşacağız… Bir gelsen… Ah bir gelsen babam arada uzattığın ve ben sevmediğim için kes dediğim sakalların var ya onlarla seveceğim seni söz. Sen yeter ki hastalıktı geçti bitti de ve çık gel... Biz tekleyen kalbine ritim oluruz senin. Hiç kimse babasız bir kız çocuğu ne demek bilmiyor. Ne kadar ağır bir yük babasız kalmamış hiçbir kız çocuğu bilemez bu ağırlığı. Mesela geçen gün yemeğe davetliydik. Yemekte tas kebabı koydular tabağıma. Önce yutkundum sonra ayıp olmasın diye bir çatal aldım, yutmaya çalıştım ağlamamaya çalışırken ama yine senin mis kokulu tas kebabın gibi değildi. Çünkü elinin lezzeti eksikti, sevgin yoktu babam ve her bir lokmam dizildi boğazıma ses çıkaramadım. Yine gizlice aktı gözlerimden yaşlar. Telefonumun ekranından kaldıramıyorum fotoğrafımızı da mesela. Her telefonu elime aldığımda düşüyorsun aklıma, ince bir sızı yokluyor seni benden ayıran kalp denen merete. Sanki kaldırsam o fotoğrafı bir daha yüzünü anımsayamayacakmışım gibi. Arada bir de aktarların önünden geçerken baharat kokusu siniyor üzerime yine sen geliyorsun aklıma baharat kokulu koca adam. Hiç geçmiyor işte yokluğunun boşluğu. Ya o mezara ne demeli? Benim koca yürekli çınarım nasıl sığdın oraya bilmiyorum. Ama sen gittin ya ben bu Dünya’ya sığamıyorum. Ben sensiz nasıl yaşanır bilmiyorum. Ağaçsız gölge olur mu hiç? Benim çınarım gitti hangi gölge serinletir içimin yangınlarını söylesene baba… Rüyalarıma ortaksın diye uyudum ben uzunca bir süre ama oraya da uğramıyorsun artık. Üzülmemeye çalışıyorum. Biliyorum ben bir üzülsem sen bin kahrolursun.  Sadece özlüyorum yorulmak nedir bilmeden. Bir de kıskanıyorum baba diye seslenebilen herkesi. Çocuk gibi öfkeli gözlerle bakıyorum. Sonra alıyorum elime telefonu numaran hala kayıtlı hatta arada arayasımda geliyor ama açan bir sen olmayacaksın bunu da biliyorum…
 
Şimdi söyleyeceklerimi de sen bil ve asla unutma baba. Ben mis kokulu koca bir çınarın çiçeğiyim. Ufacık bir tomurcuk vereceğim ve onu da senin beni yetiştirdiğin gibi yetiştireceğim. Aldığım her nefesim sana olan özlemim. Her kırmızı seni anlatan bir resim ve ben yaşadıkça seni sevmeye devam edeceğim. Bana hep gül gökyüzünden ve dualarımda kal….
 
Seni Daima Özleyen
Baharat Kokulu Aşçının
     Minik Kızı  
 
Bu yazı toplam 717 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
RENKLİ HAYATLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Optimus Haber Portalı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 541 797 95 79 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA