• İstanbul26 °C
  • İzmir26 °C
  • Ankara21 °C
  • Manisa25 °C
  • Adana26 °C

Erdal Çil / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Baba

21 Haziran 2015 Pazar 15:12

Çok kullanılsa da kir tutmayan, hâlâ duyduğumuzda içimizde bir yerlere temas eden bir kelime baba!

Ne kadar çok ortaya saçarlarsa saçsınlar, tüketim toplumunun önüne bolca dayasa da beyefendiler, bizim harflerle yazmaya kalkışsalar da nafile!

Farklı okuruz, farklı söyleriz; sıcaklığımızı, bir yerlerde hep sakladığımız güvenimizi, gözyaşımızı katarız vurgumuza da yine de onlar gibi söylemez ve sıradanlaştırmayız.

‘Canım!’ der gibi, yürekten söyleriz, sahiplenir, yapıştırırız yüreğimize.

Babam!

Kirletmeyeceğiz, kirlettirmeyeceğiz!

Bu kadar çok mezun verirse bu okullar, rızkın onda dokuzu gerekçe gösterilerek bu kadar çok öğretilirse vahşi batının kapitalist tüccarları ve ekonomisi; onları okur, onları yaşar ve onlara benzersek bu kadar, olacağı bu değil miydi?

Ne kadar iyi bildiğimiz kelime varsa hepsi de ticaret adına, işletme konusu yapıldılar ve pazarlara düştüler.

Mübarek Ramazan ayı içindeyiz ve bir zamanların ufkumuzu süsleyen, hayallerimizi süsleyen bütün kelimeleri ekranlarda ticari ağızlarda.

Gözyaşları, tövbeler, aşklar, din, aile,oluk oluk ticari işletmelerin kanallarından üzerimize akıp kirletmekteler üzerimizi.

Bir ara Baba’dan da şüphelenmiş, kaygı duymuştum, gider kirlenir diye. Bayağı vakit de olmuştu gideli ve her gidenin ardından olduğu gibi bir endişedir sarmıştı hepimizi.

Ya babam da gider, ya o da ellerin oyununa, tuzağına düşer, gösterişlere kanarsa; ya babasız kalırsak diye az uykusuz geceler geçirmedik..

Ama öyle olmadı.

Çok şükür ki Baba yine dağ gibi.

Bir tecrübe edinmiştir elbette. Zaten baba demek biraz da tecrübe, biraz da ağırlık demek değil midir?

Ama bugün çok şükür babam aramızda.

Ortaya saçılan babalara boş verin!

Yaşarken, babanızın kıymetini bilin!

Dünya fani ve her canlının elbette bir sonu var ama gelin; onu sahibine teslim etmeden, ellere kaptırmayalım ve babamıza sarılalım.

Bugün yine babayı, babaları duyduğumda, güzel iklimlere yelken açıyorsam çok şükür kirlenmediğindendir.

Gelin şimdi de sizi Manisa’nın Gördes’ine götüreyim ve tertemiz bir baba yazısı ile baş başa bırakayım. Sevgili Ayşe İlker Hoca’mın, babasının ebediyete intikal ettiği gün kaleme aldığı düşünceleri:

“Babam bugün sabah 06.30'da, iki aydır solunum makinesiyle alıp verdiği nefesini gerçek sahibine, Yaradanına teslim etti.

Yetim olarak büyümüştü. Beş yaşında babasını, altı yaşında annesini kaybetmişti. İlkokul tahsilinden başka bir tahsil hayatı olmadı. Gördes'te "Zehir Ali" lakabıyla tanındı. Manisa valisinin ilkokul seymen ekibinde oynarken onun çevik hareketlerinden dolayı taktığı bir isimdi bu: Zehir gibi çocuk, ne güzel oynuyor!
Medeni olmak, ölçülü davranmak, haddini bilmek tahsille kazanılan şeyler değildi demek ki! Babam, sofradaki herkesin oturmasını ve yemeğe başlamasını beklerdi kaşığını çorbaya uzatmak için! Müşterilerinden, eşinden dostundan aç olan varken, o tok uyumadı.
Hastalar, kimsesizler, borcu olanlar, çaresiz yaşlılar hep onun kapısını çaldı ve kimseyi boş çevirmedi, hiç veremediyse bir güler yüz verdi...
On yıl, hafızasız, okumasız ve yazmasız yaşadı! 2004'te geçirdiği kalp krizi ve beyin kanaması sonunda zihinsel işlevleri kapandı. Buna rağmen dilinden Allah'ın adını ve ezberlediği ayetleri düşürmedi. Annem, on yıldan bu yana kendi zamanını babama vakfetti. 24 saati onun insülini, hapları, uykusu, bezi ve çamaşırlarıyla doldu.
Gördes'in "Manifaturacı Ali İnce"siydi o! Dükkanımız, keten, pamuk ve ipek ipliklerin kokusuyla dolardı. İzmir'den mal getirirdi,Yolların toz duman olduğu yıllarda İzmir'e alışverişe gitmek epeyi mühim bir işti. Neşe ile benim ayaklarım rugan ayakkabılarla onun sayesinde tanıştı. Kremalı pastaları bize ilk o tattırdı.Medeniyet ve vakar, onun ruhundaydı. Gelecekle ilgili öngörüleri çok kuvvetliydi. Ama on yıl bütün zihinsel işlevlerinden uzaklaştı ve tabir yerindeyse dünyadan bihaber hale geldi! Bu da takdirdir elbet ve boynumuz kıldan incedir ilahi hüküm karşısında.
Oğlu Ahmet İnce, onun sağlığındaki konumu neyse hep öyle davrandı ona, hiç anlayamasa ve duymasa da gelen müşterilerin, nerden hangi köyden geldiklerini anlatmaya çalıştı; dükkana indiğinde Alitaha ve Zafer, kıymetli bir varlık olarak üzerinde titredi onun. Ramazan Bayramının üçüncü günü, sağ tarafına inen felç sonun başlangıcı oldu ve tam 75 gün kaldığı yoğun bakımda, bu sabah ruhunu teslim etti.
Mekânın cennet olsun Baba! Arkanda sevap defterlerin açık kalacaktır eminim!

 

  

Bu yazı toplam 1007 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
RENKLİ HAYATLAR
  • Manisa'daki 'pis kokuların' Alaşehir kaynağında Seks Skandalı çıktı
  • Zerrin Özer, hastane çıkışı görüntülendi
  • Özel sektörün yurt dışı kredi borcu azaldı
  • İmamoğlu TRT' de...
  • ABD'nin Türkiye'ye uygulayacağı olası S-400 yaptırımlarının detayları belli oldu
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Optimus Haber Portalı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0542 820 94 44 - 0534 6787068 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA