• İstanbul18 °C
  • İzmir22 °C
  • Ankara14 °C
  • Manisa17 °C
  • Adana18 °C

Hakan Özen / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Atatürk ve Atatürkçülük

10 Kasım 2015 Salı 00:09

Bugün günlerden 10 Kasım ve büyük önder Mustafa Kemal’i vefatının 77. Yıldönümünde bir kez daha rahmet ve minnetle anıyoruz ama sadece anmakla kalmayıp aynı zamanda da arıyoruz da… Çünkü Atatürk sadece Kurtuluş Savaşı’nın önderi ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu olarak kalmamış üzerimize giydirdiğimiz fikrimizde, zikrimizde, yaşamımızda ve her an, her yerde asla ödün vermeyeceğimiz Atatürkçü düşünce sistemini gelecek kuşaklara en büyük miras olarak bırakmıştır. Çünkü Atatürkçülük emperyalizmin düşmanıdır, anti-emperyalisttir. Tam bağımsız Türkiye’den yanadır. Özgürlükçüdür. İnsan hakları savunucusudur. Her türlü terörün karşısındadır. Yobazların, vurguncuların, çıkarcıların düşmanıdır.

   Bu nedenle Atatürk’ün yaşam hikayesi bir kurgu değil bir gerçektir. Hiç kimsenin bu gerçeği değiştirme çabasının başarıya ulaşmayacağı bilinmelidir. Atatürk elinde hemen hemen hiç imkan yokken, tüm Anadolu büyük bir umutsuzluğa düşmüş iken kendisine inanan bir avuç kişi ile beraber tarihin gördüğü en büyük örgütlenmeleri gerçekleştirmiş ve bağımsız bir şekilde yaşamamızı sağlamıştır. Atatürk yeni devrimlerin korunması ve sürdürülmesi için aydınlara güvenmiştir. Bu nedenle büyük önder, "Millet iradesi ile milleti temsil edenler münevverler olacaktır. Bunlar yaptığımız veya yapacağımız kanunlarla inkilaplarımızı gerçekleştirecek ve muasır medeniyet seviyesine ulaştıracaklardır." diyordu. Böylece her zaman ve her toplumda geçerli olan bir gerçeği, yani toplumlarda aydınların daima yol gösterici rolünü oynamak durumunda bulundukları gerçeğini açıklıyordu.

   Atatürk ve Atatürkçülüğün temelinde milli dava şuuru ve mücadelesi vardır. Aynı zamanda milli dava Atatürk’ün kişiliğinin devamıdır. Bu sebeple Atatürkçülük, faşizm ve Komünizm gibi doğmatik ideolojileri ret eder, onların maskesi ve kalkanı olarak kullanılamaz. Atatürkçülük bu nedenle emperyalizme meydan okumak ulusal bağımsızlığa, onura ve birlikteliğe sahip çıkmaktır. Bununla ilgili olarak büyük önder Atatürk’ün “Amacımız, ulusal sınırlarımız içinde toprak bütünlüğümüzü ve ulusal tam bağımsızlığımızı sağlamaktır. Buna engel olmak üzere karşımıza çıkacak kuvvet, kim ve ne olursa olsun hiç duraksamadan çarpışırız ve başarı kazanırız. Bu konuda karar ve inancımız kesindir” sözünü her zaman hafızalarımızda canlı tutmalıyız. Türk devleti ve milleti sadece kurtuluş savaşında emperyalist oyunlara maruz kalmamış günümüzde dahi iç ve dış işbirlikçilerle egemen güçler arasında adeta bir kuşatma altında bulundurulmaya zorlanmıştır. Bu şartlarda dahi bu millet ve devlet hala bölünmemiş, parçalanmamış ve emperyalistlerin oyunlarına karşı direncini 1919’da olduğu gibi muhafaza etmişse bunda milli bir şuura sahip olunması, tam bağımsızlık ve kayıtsız koşulsuz ulusal egemenliğine sahip çıkıyor olmasındandır. Yine bu zenginlik ve kudreti büyük önder, “Tam bağımsızlık demek, elbette, siyaset, maliye, iktisat, adalet, askerlik, kültür gibi her alanda tam bağımsızlık ve özgürlük demektir. Bu saydıklarımın herhangi birinde bağımsızlıktan yoksunluk, ulusun ve ülkenin gerçek anlamı ile bütün bağımsızlığından yoksunluğu demektir. Biz, bunu sağlamadan ve elde etmeden başarıya ve esenliğe erişeceğimiz kanısında değiliz...” sözleriyle açık ve net şekilde ortaya koymuştur. İşte Atatürk budur, işte Atatürkçülük budur...

     Bu nedenle Kurtuluş Savaşı, kökeninde "antiemperyalist" ve "antikapitalist" düşüncelerin kutsal harcını taşır. Bu sebepten dolayı kurtuluş savaşımızın ve bağımsızlık ateşiyle kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin önderi Mustafa Kemal Atatürk ve onun fikirlerini, devrimlerini ve mücadelesini yıllar geçse de ilk günkü gibi yaşatan Atatürkçülük emperyalistlerin en büyük korkusu olmuştur. Çünkü Atatürk bugünkü emperyalist ilişkileri daha o günden görmekteydi. Ancak Atatürk'ün bütün dünyaya duyurduğu bu ilerici düşünceleri maalesef özellikle Atatürk'ün ölümünden sonra gününü kurtarma kaygıları ve değişik hırs sebeplerinden dolayı yanlış algı yönetimleriyle farklı yerlere çekilmek istense de gelecek kuşakları Atatürk sevgisi ve Atatürkçülükten koparmayı başaramamıştır. Bu husus dahi Atatürk’ün gençliğe olan güveninde haklılığını bir kez daha ortaya koymaktadır. Tüm bu sebeplerden dolayı yazımın başında da belirttiğim gibi Atatürk’ü sadece belirli kriterler ve kalıplara oturtulmuş programlar doğrultusunda anmak yeterli değildir. Atatürk’ü gerçek nitelikleriyle tam olarak tanımalı, bize emanet ettiği ilke, devrim ve düşünce sistemini ileriye en iyi şekilde taşımanın gayretini göstermeliyiz.

 

Bu yazı toplam 964 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
RENKLİ HAYATLAR
  • DSİ Mazlumlara Ve Mağdurlara Umut Olmaya Devam Ediyor
  • Milletvekili Özkan Enerji Bakanı Dönmez’le Bir Araya Geldi
  • Yeni Hayvan Pazarı Hızla Yükseliyor
  • Büyükşehir’in Judocuları Final Maçları Öncesinde İddialı Olduğunu Gösterdi
  • Şehzadeler’den Vali Deniz’e Ziyaret
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Optimus Haber Portalı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0542 820 94 44 - 0534 6787068 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA