• İstanbul17 °C
  • İzmir15 °C
  • Ankara8 °C
  • Manisa14 °C
  • Adana16 °C

Seyhan Çağlar Emen / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

AŞKINI FEDA EDEN BİR KAHRAMAN

11 Ağustos 2019 Pazar 12:24

Eski bir İstanbul Hanımefendisi anlatıyor: Yıl 1919 İstanbul baştan aşağı İngilizlerin işgali altındaydı, Liseyi yeni bitirmiştim. Güzel bir kızdım, dünür gelmeye başladılar. Biri avukatmış, gösterdiler uzaktan, boylu poslu yakışıklı bir delikanlıydı, beğendim, nişanlandık, nişanlımı seviyordum. Mutlu bir yuva kurmak hevesi ile lamba ışığının altında sabahlara kadar oyalar örüyor, çeyizler hazırlıyordum. Ama çok geçmedi ki mahallede bir dedikodu yayıldı: “ Ayşe’nin nişanlısı avukat değilmiş, ipsizin biriymiş, üstelik cami önlerinden tabut taşıyarak karnını doyuruyormuş.” dediler, alt üst oldum.

Babam götürdü, uzaktan izledik, gerçekten de tabut taşıyordu. Yıkıldım, nişanı atıp ayrıldık. Aradan beş sene geçti, evlenmiştim, bir de çocuğum olmuştu. 1924 yılıydı, artık ülkemiz özgürdü. Bir gün Beyoğlu’nda rastladım O’na, oğlum yanımdaydı. Beni görünce titredi, ceketini düğmeledi. Saygı göstererek durdu önümde.  “ Vaktiniz varsa size bir çay ikram etmek isterim.” dedi. “ Olur” dedim. Bir büroya girdik. Burası bir avukatlık bürosuydu ve kapıda adı yazıyordu. İçeride yardımcıları çalışıyordu.  Siz gerçekten avukat mısınız? dedim,  Evet, dedi. Peki,  avukatsınız da neden cami önlerinde tabut taşıyordunuz? Durdu, başı önüne eğildi: “ Beni affedin, İstanbul işgal altındaydı, her taraf İngiliz askeri kaynıyordu. Her şeyi didik didik arıyorlardı. Biz de Anadolu’ya, Milli Kuvvetlere ancak, cenaze süsü vererek tabutlarla silah kaçırıyorduk. Bu ülke için hayati bir işti. Bunu size bile söyleyemezdim.” 

M.M.Grubu, Cemal ( ÖĞÜTÇÜ) Hoca  liderliğinde, İngiliz nöbetçilerinin sıkı kontrolü altındaki kışlalardan silah çalarak Anadolu’ya göndermek için özel bir ekip kurarlar. Cemal Hoca önde, cenaze sahipleri arkada kışlaya giderler.  İngiliz Nöbetçilere, ölen Türk esirini defnetmek için geldiklerini söyleyerek kışlaya girerler ve yanlarında getirdikleri boş tabuta silahları koyarlar, cübbelerinin altına tabancaları saklarlar, güya cenaze sahiplerinin ağlamaları için gözlerine soğan sürerler, ağlayarak ve ağıt söyleyerek silahları dışarı çıkarırlar. Cami avlusuna veya bir mezarlığa gömerler.

Gece olunca M.M. Grubu ve Karakol Teşkilatının elemanları gizlice silahları topraktan çıkarırlar, sahile götürerek Malatyalı sırt hamallarına teslim ederler. Malatyalı Hacı Dede ve arkadaşları silahları mavnalara yüklerler. Rizeli İpsiz Recep ve tayfaları gece karanlığında yol alarak silahları İnebolu sahillerine boşaltırlar. Bu silahlar İnebolu halkı tarafından kağnılara yüklenerek Ankara’ya doğru yola çıkarılır. İnebolu’da genç kalmadığından ihtiyarlar, kadınlar ve çocuklar kışın zemheri soğukta kağnılarla günler süren bir yolculuk sonunda silahlar Ankara’ya ulaştırılır. Silah ulaştırma işlerini Muhittin ( AKYÜZ) Paşa organize etmektedir hatta kendisi de bizzat omzunda mavnalardan silah indirmektedir.

Şerife Bacı, çocuğunun üzerindeki örtüyü çekerek silahların üzerine örtmüş, mermilerin ve bombaların ıslanmaması için bebeğini feda etmiştir. Keza Necibe Bacı da bu yolda üstün hizmetler görmüştür.  Bu vatanı, canlarını ve aşklarını feda edebilenlere borçluyuz. Mekanları cennet olsun.

 

 

Bu yazı toplam 682 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
RENKLİ HAYATLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Optimus Haber Portalı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0542 820 94 44 - 0534 6787068 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA