• İstanbul18 °C
  • İzmir24 °C
  • Ankara20 °C
  • Manisa23 °C
  • Adana25 °C

Şaban Taşçı

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

ASKER ARKADAŞIM, ŞEHİDİM

25 Temmuz 2019 Perşembe 09:04

Göktepe Karakolunda Jandarma onbaşı rütbesiyle vatani görevimin ''Usta Birliği'' kısmını ifa etmek üzere bulunmaktaydım. Karakol Komutanı Çavuş rütbesinde bir erbaştı.Yıllık iznine çıkmıştı. Bölük Komutanımız geldi Karakola, beni çağırttı, askerliğimin üç aylık acemilikten sonra 1,5 ayındaydım, bana sürpriz gelen kararını açıkladı. Ertesi günü Çavuş rütbesi takacaktım Göktepe Karakoluna Vekaleten Karakol Komutanı olmuştum.Sınır karakollarında bizim zamanımızda sıkça görülen bir durumdu. Asteğmen ya da Assubay olması gereken komutanlar sayıca yetersiz olunca mevcut Çavuşlardan Vekaleten Karakol komutanı yapılırdı.

Çavuş pırpırlarımı akşamdan taktım, sabahleyin tüm karakol personelini toplayarak bir konuşma yaptım. Özetle kendilerinden biri olduğumu, rütbece de kendilerinden çok üstün olmadığımı, sadece verilen görev nedeniyle bir Makamı temsil edeceğimi ve bundan böyle temsil ettiğim makama saygı göstermelerinin yeterli olacağını söyledim. Bu konuşmamdaki MAKAM vurgusu Askerliğim bitene kadar bana takılan bir Lakap olarak benimle birlikte var oldu. Ben yokken benden bahsediliyorsa adım Makam'dı.Gece Pusu nöbeti kontrollerinde badilerin ikisinin birden uyumasını hiç affetmezdim, kendi yöntemimle uyarı cezaları verirdim. Bir hafta sonu hamam için Babahat köyündeki Bölük merkezine giden askerlerden biri aldığı cezalar nedeniyle benimle ilgili Bölük Komutanına şikayette bulunmuş.Akşama doğru Bölük Komutanı Karakola geldi, Komutan odasında mutad gündelik işlerimizi konuşuyoruz, rapor veriyorum, birden ''sende Makam isimli çavuş var mı ?'' diye sordu , ben az bir düşünerek hayır yok dedim, bu sefer Postasına Muhafızın çağrılmasını istedi. Posta gitti benim Muhafızı getirdi. Bu karakolda Makam kim dedi. Muhafız biraz çekinerek beni gösterdi. Ben şaşırdım meğer bana Makam derlermiş askerler. Muhafız ve Posta çıktılar, Üsteğmen bana biraz nasihat vererek kendimce ceza vermememi, nöbet suçu olanlar için tutanak tutarak kendine havale etmemi, böylece Alay Askeri Mahkemesine verilmesinin daha doğru olacağını anlattı. Ben ise ''Komutanım öyle yaparsak en az 30 gün fazla askerlik ve çadır hapsi alacaklar , böylece ailelerini cezalandırmış olacağız, oysa işledikleri görev ihmali suçunun cezasını kendileri görmeli '' diye görüşümü belirtmiştim.Görev sürem boyunca hiçbir görev ihmalini mahkemeye intikal ettirmedim, ama askerler suçlarının farkına varacakları cezaları benden almaya devam ettiler.Şöhretimiz de ''Seyyarın Makamı''na dönüştü.

İki ay sonra görev yerim değişti, komşu Karakol Eşme'ye yine Vekil Karakol Komuta'nı olarak görevlendirildim. Eşme dört mezra halindedir.Üç mezra Türkiye tarafında, Bir mezrası Suriye tarafındadır.Mezraların tam ortasında Sınır Karakol binası kurulmuştur, hafif yükseltili bir tepe üzerine, mıntıkası yaklaşık 5 kilometredir.Bu sınır parçasının her iki ucunda birer numaralı sınır taşı bulunur, her iki tarafımızdaki karakolların sınır taşlarından birer tanesi de bunlardır.Doğumuzda Göktepe Karakol mıntıkası, Batımızda Ziyaret Karakol mıntıkası bulunmaktaydı. Üst komutanlar denetim veya başka nedenlerle geldiklerinde Karakol Komutanının uzun bir sınır tekmili söylenir bu tekmilde bu iki sınır taşı arasındaki görev yerinin canla başla, kanımızın son damlasına kadar korunacağına dair and içilir.Eşme köyünün orta mezrasında Bir Camii, bir sağlık ocağı ve İlkokulu bulunur.Merasında bir futbol sahası vardır.12 Eylül öncesinde bu köy kaçakçılık yapılan bir köy olduğu için Suriye ile geçiş yerleri de bulunan kritik bir sınır parçası idi. Bölük Komutanı bazen bir dere yatağı zemininde mayın kontrolü ve yeniden mayın yerleştirme tedbirlerinde beni de yanında bulundururdu.

Köyün ağası Maho Ağa eski kaçakçı idi, şimdi Korucubaşıydı.Köy Muhtarı Karakola su basılan su deposunun bulunduğu mezrada  oturan emekli Demiryolcu birisiydi.

Ben 9/2 tertiptim, 9/4'ler dağıtımları olup gelmişlerdi.Eskişehir'li Mücahit Top önce Onbaşı idi , üç ay sonra Çavuş rütbesini taktı, çok cana yakın bir arkadaştı,görevden kaçmayan , pire gibi her göreve koşturan ideal bir askerdi. Karakol işlerinde daima kendisiyle bilgi alışverişinde bulunurduk.Kısa sürede Karakol Çavuşu yapmıştım, nöbetleri ve gündelik işleri o takip ederdi. İmam Hatip Lisesi mezunuydu.Süleyman Şah Türbesi Saygı Karakolu için ayda bir değiştirilen görevli tespitlerini ahlaken düzgün, görevinde sorumlu kişilerden belirleyip Bölük Komutanına bildirirdim. Mücahit birlikte olduğumuz süre içinde bu şerefli görevi yerine getirmişti.Bana nasip olamadı, Bölük Komutanımız ''Sen Komutanlık yapıyorsun gidemezsin'' derdi.Yıllar sonra Türbe Suriye tarafındaki Eşme mezrasına taşındığında çok canım sıkılmıştır. Keşke yerinde kalsaydı , orada savunmaya devam edebilseydik.

Bir gün Köy Muhtarı Karakola geldi, bir şikayeti vardı.Gündüz gözetleme kule nöbetine giden askerler ya da sabah pusu nöbetinden dönen askerler tuvalet ihtiyacı gören köy kadınlarını gözlermiş. Can sıkıcı bir şikayetti.Mücahit ile birlikte dinledik. Mezralardan ikisi sınıra sıfırdı.Birinci hat yolu tam iki mezranında evlerinin dibinden geçiyordu.Nöbet gidiş geliş yolumuzdu .Muhtara sorularımızdan sonra anladık ki, köyün mezralarında tuvalet bulunmuyordu.Evlerin dibi tarlaydı, tuvalet ihtiyacını köylüler evlerinin yanındaki tarlalarda çömerek gideriyorlardı,arap kökenli bir köy olduğu için erkek veya kadın,kıyafetleri uzun entari idi. Bu durumda nöbete gidip gelen askerlerin bu tip manzaralarla karşıkarşıya kalmaları kaçınılmazdı. Şikayette bizim açımızdan bir problem görünmüyordu, ancak bu duruma bir son vermeliydik, birinci hat yolundan gidiş gelişi ortadan kaldıramazdık, tuvaletini yapan vatandaşı bekleyip yoldan öyle ilerlemesini askerlerden isteyemezdik, görev aksayamazdı.

Mücahit ile birlikte hemen o anda bir çözüm bulduk. Muhtara da deklare ettik. Muhtar köyün bağlı olduğu Birecik Kaymakamından bir yazı alacak belli bir süre verilerek evlerin kullanacağı tuvalet yapılacak , verilen sürede yapmayanlar para cezası alacaklardı. Müftüye gidecek, bir Cuma hutbesi oluşturularak; Tuvalet kullanma ve temizlik gereği Dinen anlatılacaktı, İlçe sağlık Müdürlüğü de bir duyuruyla, ebeler vasıtasıyla köy kadınlarına tuvalet gerekliliği sağlık ve hijyen açısından anlatılacaktı. Ayrıca Okul Öğretmenleri de çocuklara Tuvalet kullanmanın sağlık, medeniyet ve hjyen açısından gerekliliğini anlatacaklardı.Bu projemiz tıkır tıkır işledi, köylüler hızla tuvaletlerini inşa ettiler.Muhtar bu çalışma sonrası bu sefer bize teşekkür etmeye geldi, kendisini Karakolda ağırladık.

Muhtar , İmam'ın askerlik nedeniyle görevinden ayrıldığını belirterek, köyden namaz kıldırabilecek yeterlilikte bir kişi de bulunmadığından, yaklaşan Ramazan Bayramında ne yapacaklarını bilemediğinden yakındı.Mücahit '' ben kıldırırım Bayram Namazını'' dedi. Muhtarla yeni bir organizasyona girdik hemen, Bayram yakındı,kendisinden Köy Muhtarı olarak Bölük Komutanlığından, Bayram Namazı için İmam ihtiyaçlarının asker içinde varsa temin edilmesi talebinde bulunmasını istedim, İlçe Müftülüğünden de Bayram Hutbesi alıp getirmesini söyledim.Ramazan Bayramı Namazını Köyün Camiinde Mücahit kıldırdı Karakol personelinden namaza gitmek isteyenleri de yanımıza alıp gittik, harika bir kaynaşma oldu Eşme Köylüleriyle.

Kaynaşma olur da orada kalır mı? Mücahit aynı zamanda çok iyi futbol oynardı, Karakolda nöbet arası boş zamanlarda minyatür kale maçlarda Mücahit hemen takımları kurar maç yapardı.Nöbet gidiş gelişlerinde köyün merasındaki kaleler dikkatimizi çekmişti.Bir gün Muhtara sorduk, o da 12 Eylülden beri top sahasının hiç kullanılmadığını, köylerindeki gençlerin futbol oynamayı sevdiklerinden bahsetti. Bi z de Bölük Komutanından izin alarak köy gençlerinin oluşturacağı takım ile karakol takımı arasında üç maçlık turnuva kararı verdik ve Muhtara hazırlık yapmasını söyledik. Karakol takımını Mücahit kurdu, antreman bile yaptılar. Maç günü geldi. Köyün Merası köylülerle doldu taştı. Kalabalık bir seyirci önünde oynanan ilk maçta bizim Karakol takımı Mücahit kaptanlığında ilk yarıyı 10' a 1 gibi açık farkla önde bitirdi. Mücahit ''Ya Makam bunlar bizden çekinip oyunlarını oynamıyorlar, hatta kaleci kurtaracağı topları içeri alıyor '' diye sıkıntısını dile getirince , Muhtara ''gençlere söyle çekinmeden oyunlarını oynasınlar'' dedim. İkinci yarı biraz normale döndü aradaki fark makul bir sayıya indi yine Karakol takımı galip geldi, ama köyün gençleri de kendilerini ortaya koymuş oldular.Böylece Köy halkı ile Karakol arasında farklı bir atmosfer ortaya çıkmaya başladı.

Köyün Sosyal Hayatı açısından Mücahit ile birlikte kotardığımız bir başka konu, Köylünün düğünleri idi.12 Eylül'den itibaren köyde şenlikli düğün yapmak yasaklanmıştı.Bu yasağı kaldırmak yada değiştirmek kimsenin aklına gelmediği gibi, Köylülerde herhangi bir talepte bulunmayı akıl edemez durumdaydılar.Bizim Karakol olarak onların sosyal hayatlarına dokunan işler yapmamızdan cesaret alarak, Muhtar bir gün gelip bu durumu anlattı. Köyde bir düğün vardı, eğlence ( yani ses disiplini gereği yükses ses) yasaktı,akşam da hava karardıktan sonra ışık disiplini gereği evlerin pencerelerinde bile karartma uygulanır dış lambalar bile yakılmazdı.Bölük Komutanı bu sefer tereddütle izin verdi.Korucu köyü olduğundan silah atışı yapılmaması önemliydi. Işık disiplini nasıl tanzim edilir dikkat edilmeliydi. Mücahit ile çok ciddi bir planlama yaptık. Evlerin arasında bir alan tespit ettik burada çok güçlü olmayan bir ışıkla ve teyp müziği ile, davul zurna'ya izin vermedik,kesinlikle ateş edilmeksizin düğün yapılacaktı.Köylü bayram gibi bir düğün yaptı, biz de ilave güvenlik tedbiri aldık, nasıl teşekkür ettiler anlatamam. Belirlediğimiz saatte de düğünü bitirdiler,  müthiş bir denemeydi, Bölük Komutanına hemen telsizle sonucu da bildirip rapor verdim.

Kısaca anılar böyle, Askerlik anıları anlatmakla bitmez.Benim askerliğim Mücahit'ten önce bitti, önce başka bir Karakol'a Konak Karakolu'na görevlendirildim, oradan da tezkere aldım.Mücahit Eşme'de devam etti, benden sonra oraya Asteğmen gelmişti, o da Karakol çavuşu olarak devam etmiştir.

Aradan 22 yıl geçmişti.Ben Sirk Koordinatörü olarak çalışıyordum.Safari Sirkini Eskişehir'de kurmuştuk. Sonraki durağımız Sivrihisar ilçesiydi. Orada sirkin kurulmasını temin edip, protokol işleri için Kaymakamlığı ziyaret ederek Kaymakam Bey ile görüşecektim. Kaymakam Bey aslında Günyüzü İlçe Kaymakamı imiş, vekaleten Sivrihisar'a da bakıyormuş, Sivrihisar Kaymakamı yıllık izindeymiş. Eskişehir'de iken Sirkimizi izlemiş çok beğenmiş, Günyüzü'ne de Sirki kurmamızı istedi. Günyüzü  Beşbin nüfuslu küçük bir ilçeydi. Maddi olarak kurtarmayacağını ama, finansmanını Kaymakamlık olarak sağlayabilirlerse gösteri ekibiyle uygun bir gösteri salonu varsa orada halka ücretsiz gösteri sunmanın daha makul olacağını beyan ettim.Günyüzü'ne giderek Kaymakamlık binasında Yazı işleri müdürü ve İlçe Milli Eğitim Müdürleri ile görüşmeler yaptım. Kaymakam'ın talimatıyla Yazıişleri Müdürü beni Tiyatro Salonun bulunduğu İlçenin İlköğretim Okuluna götürdü.

İlköğretim Okulunun kapısında donakaldım.Okulun adı Şehit  Mücahit Top  İlköğretim Okulu idi.Ne yapacağımı bilemedim.Müdüre kekeleyerek sordum. O da Mücahit Top bizim bir köyümüzdendir, şehit olunca adı Okulumuza verildi diye açıkladı.Bir Mabede girer gibi girdim okula. Girişte Şehit köşesi yapmışlardı.Doğu Anadolu'da,Bingöl'de şehit olduğu yazıyordu.Demek ki askerliği bittikten sonra uzman olarak kalmıştı.Bir kaç yıl sonra da Teröristlerin bir pususu sonucu girilen çatışmada Şehit düşmüştü.İlk duamı şaşkınlıkla burada onun fotoğrafı önünde yaptım.Sonra Mücahit'in kardeşi Mal Müdürlüğünde çalışıyormuş, onunla tanışıp konuştuk, hatıraları paylaştık. Kalktık yakındaki köyüne gittik. Köy mezarlığında güzel bir Şehitlik yapılmış, Şehitliğini ziyaret ettim, dualarımı okudum. Arkadaşımla yıllar sonra bu şekilde vedalaşacağımı hiç düşünmemiştim. Çok acıtıcı, bir o kadar da gururlu oldu vedalaşmam.Sonra Sirk ekibi Günyüzüne gitti Belediyenin başka bir salonunda gösterisini yaptı , ücretsiz olarak halka açık...

Arkadaşım Mücahit Top artık Şehidim Mücahit Top'du, Allah Rahmet Eylesin, Mekanı Cennet Olsun.

 

 

Bu yazı toplam 564 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
RENKLİ HAYATLAR
  • Rekor Banka Promosyonu! Personel tek seferde 6 bin 120 TL alacak
  • Mehmet Ali Erbil taburcu olduktan sonra aşırı kilo verdi
  • Kamu bankalarından reel sektöre yeni destek paketi hazırlığı
  • Motorine 9 kuruş zam yapıldı
  • DÜNYANIN EN BÜYÜK KANARYA YARIŞMASI EDREMİT’TE YAPILDI
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Optimus Haber Portalı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0542 820 94 44 - 0534 6787068 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA