• İstanbul10 °C
  • İzmir15 °C
  • Ankara8 °C
  • Manisa13 °C
  • Adana18 °C

Aliye Bozkurt / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Aşk dediğin lâftır derler

07 Şubat 2018 Çarşamba 23:42
Eski yılların nostaljik şarkılarındandır bilirsiniz,"Aşk dediğin lâftır derler sakın kanma onlara"diye sürer gider şarkılar... Günümüzdeki aşklara da akıl sır ermiyor,bir bakmışsınız sarmaş dolaş,birde bakmışsınız bitmiş gidivermiş.Geçici hevesleri aşk sananlar oldukça fazla zira.
 
Nerede o eskiden Şirin'e olan aşkı için hiç çekinmeden dağları delen Ferhatlar, yada romanlara bile konu olmuş Tahir ile Zühre nin aşk hikâyeleri.
 
Günümüzde de dağlar deliniyor ama ya madenleri aramak için, ya da devasa Residanslar ya da siteler yapmak için...
Günümüzde dağları delip sevdiğine su getiren aşıkları bırakında,yerinden kalkıpta bir bardak su getireni bile zor görürsünüz.
 
Son yıllardaki aşkların ömrü ise artık "göz açıp kapayıncaya kadar"  süreliğine olmuş maalesef...
 
Her dönemde önemli günlerimiz var ve 14 Şubat'ta  Sevgililer Günü olarak bilinir, genelde tek taş veya hediye yarışı ve tüketim çılgınlığı ve buna bağlı sektörsel bazlı da olabilen  bu tarz yaklaşımlar, sevginin masumiyetini bile fırsata, kazanca dönüştürmekle kalmıyor bence çok yıpratıyor da,zira gücü ve imkanı olmayanların boynunu bükmekle kalmayıp imkânlarını  da zorluyor diyebiliriz...
 
Sevgi fedakârlık ister, sevgi ve aşk iki taraflı ticari bir ilişki değildir,öyle olduğunda anlamını yitirir zaten.Zira gerçek aşk," beden değil,bedel  ister " diyebiliriz...Sevenlerin biri kendini "feda"edip,diğeri"kâr ediyorsa ona "fedakârlık" denemez,ticari bir anlama girer.
Oysa sevebilmek,"Ala dağlar kadar vakur,ve başı dumanlı olmalı, sevdalar sert kayalar gibi dimdik,hiç bir şeyden etkilenmeden öylece ayakta kalabilmeli, ve yıllarca görenlerin hayran kalacağı bir şekilde olmalıdır.." 
 
Kısacası yürekten koşulsuz,şartsız sevebilmek kutsal bir duygudur,tabi artık öylesi varsa!..
Günümüzde adına aşk denen, ama uzaktan yakından aşkla alakası olmayan  ilişkileri görüyoruz ve yaşanılanlara hayret edip şaşkınlıkla baka kalıyoruz değil mi?..
 
Bu yıl da, 14 Şubat nasılsa oluşturulmuş ticari amaca dönük  bir kutlama gününden öteye gidemeyecek ,etkinliklerde her yıl olduğu gibi yine kutlanacak,buna bağlı bir çok sektör de para kazanacak, hepsi o kadar...
 
Gerçekten, karşılıksız, yürekten  sevenlerin bu tarz kutlamalara pek de itibar etmediğini biliyorum.
 
14 Şubat özel bir gün gibi sunulsa da, özel olan her insanın kendine has insani duygulardır.
 
Dünya üzerindeki birçok yerde yapılan istatisklere göre, Aşkın ömrü sadece üç yılmış.
İlk yıllarda yaşananlar tutkudan ibaretmiş,sonraki yıllarda ise yerini şefkat duygularına bırakır ve son dönemdeki bir yılda da sadece can sıkıntısı olarak geçermiş!...
 
İlk yıllarda, "beni terk edersen ölürüm” denirmiş,İkinci yılda,"beni terk edersen acı çekerim ama sonra kendimi toparlarım" denirmiş,üçüncü yılın sonunda ise "beni terk edersen kurtulduğuma sevinir Şampanya,ya da havai fişek patlatacağım" denirmiş....
 
Aşk konusunda bazen söylemler de çok farklıdır, sizleri aşkın hayat boyu sürdüğüne de inandırırlar,oysa aşk bilim adamlarına göre, kimyasal olarak, üçüncü yılın sonunda yok oluyormuş.
 
İlk yıl birlikte eşyalar satın alınır,ikinci yıl eşyaların yerleri değiştirilir,üçüncü yılda ayrılıkta eşyalar paylaşılır diyor uzmanlar.
 
Aşkta,başlangıçta her şey güzeldir,siz bile güzelsinizdir,nasıl olup da bu kadar aşık olduğunuza akıl,sır erdiremezsiniz.Her yeni gün,mucizelerle dolu yükünü de beraberinde getirir.Şimdiye kadar hiç kimsenin böyle bir mutluluk yaşamadığı düşünülür.Mutluluk vardır, bu kadar mutlu olduktan sonra başka bir şey düşünmezsiniz,zira lüzum görmezsiniz.Birlikte görüntüleriniz başkalarının hoşuna gittikçe bu sizi de mutlu eder,her geçen günün aşkınızı daha da büyütüp sağlamlaştırdığına inanırsınız der uzmanlar.Üçüncü yılda ise giderek sona yaklaştığınızı hisseder, etrafınızı daha bir dikkatli incelemeye başlarmışsınız. İncelemelerinizin başlamış olması da başlarda pek sizi ürkütmez zira kendinizi her şeyin yolunda olduğuna inandırırsınız, üçüncü yıla geldiğinizde ise,Üçüncü yıl ve sonrasında,sokaklardaki dolaşan bütün çıtır kızlar dikkatinizi çeker imrenir onlara bakarak,karşılaştırmalar yapmaya bile başlarsınız.Birlikte olduğunuz kişi ile,artık konuşamama dönemine girersiniz,hatta,Cafelerde ya da Restorandaki yan masada oturanların konuşmalarını dinlemekle geçer zamanınız bile diyebiliriz.Artık beraberliğinizi  sıkıcı bulmaya başlamış, bundan sonrasına bir saniye bile katlanamayacağınızı düşünmeye başlarsınız  zira artık bir başkasına aşık olmaya hazır olmuşunuzdur!.. diyor bu konudaki uzmanlar.
 
İstatistiklere göre insanlardaki tutku,317,5 gün sürüyormuş.Diğer yarım gündeki zaman ise ya ayrılıkla,ya boşanmayla noktalanıyormuş!...
 
Bilimsel analiz yapanlara göre ise,Aşk komplosunun temelinde bir sır yatarmış,oysa aşk aslınd kimyasal olarak,geçici bir Dopamin,Nöradrenalin,Prolaktin,Luliberin,ve Oksitosin hormonu yükselmesiymiş. Feniletilamin(FEA)denen küçük bir molekül ise neşe,taşkınlık ve keyif duygularını tetikliyormuş.Yıldırım aşkı da,FEA ya doyan limbik sistem nöronlarıymış...Şefkat duygusu ise aslında vücuttaki Endorfinlermiş,yani bir anlamda çiftlerin afyonu…
 
Buhormonların da üçüncü yılın sonunda faaliyetlerine son verdiği de bilimsel olarak kanıtlanmış,istatistiki verilere göre ise bu  hormonların üç yıl sonra faaliyetlerine son verdikleri bilimsel olarak kanıtlanmış olduğu halde,toplumun bazı kesimleri ya da bazıları tarafından insanlara "büyük bir aşk masalının"olduğunu ve buna bağlı olan ticari ürünleri satıyor,veya anlatılıyor olması, diyebiliriz!....Ne istatistikler, ne de Biyokimya ,kısaca özetlenirse çiftlerdeki aşkın ömrü hiç değişmiyormuş,yani,üç yıl...
 
Daha sonralarında ise, "Efkâr karması ,psikolojik travmalar ya da, iç karartan parçalardan seçmeler". dönemi geliyormuş.
 
Fransız Yazar ve Edebiyatçı,Frederic Beigbeder'e göre ise evlilik her öğün Havyar yemek gibi bir şeymiş ve çok sevip, bayıldığınız bir şeyi kusma raddesine gelene kadar yemekmiş.
 
Amerikalı bir araştırmacıya göre ise,sadakatsizliğin" biyolojik" olması da türünün devamını kolaylaştırmaya yönelik genetik bir strateji imiş....
 
Aşklardaki tek sorun,"ne zamandan itibaren yalan söylenmeye başlandığıdır"diyen bilimadamına göre de mutlaka, seni seviyorum demelerinizin tadının, eskisi ile ayni olmayacağı bir günün mutlaka geleceği ve bazen de buna zorlanacak olmanızmış!...
 
Fransız yazar, " Yanlızlık insanı düşünmeye mecbur ediyor,eğer Descartes bu gün yaşasaydı, (düşünüyorum öyleyse varım)  demezdi, yalnızım,öyleyse düşünüyorum) derdi zira, yanlızlık insanlara düşünmek için çok fazla zaman bırakıyor,kafası ne kadar fazla çalışırsa o kadar çok mutsuz oluyor" diyerek bu konudaki düşüncelerini anlatıyor bizlere. Ve, " karınız arkadaşınız gibi olmaya başladıysa,bir arkadaşınıza karınız olmayı teklif etmenizin zamanı gelmiştir,İnsan sahip olduğu şeyi arzulayamaz,bu doğaya aykırıdır,işte en güzel evliliklerin bile bir gün çıkıp geliveren herhangi bir yabancı tarafından paramparça edilmesinin nedeni de budur, mümkün olan en güzel kızla evlenmiş olsanız bile,bir gün kapıyı vurmadan hayatınıza ansızın girecek ve üzerinizde aşırı güçlü bir Afrodizyak etkisi yapacak yeni bir yabancı mutlaka olacaktır " diyor...
 
Yazar, Frederic Beigbeder'e göre ise, "en güçlü aşk paylaşılmayan aşktır".
 
"Başarısızlıklardan aldığım güçle konuşuyorum-Scot Fitzgerald." bu konuda böyle düşünmüş
"Evet öyle,işleri içinden çıkılmaz bir hale getirmemek lâzım! her şeyi olduğu gibi söylemek lâzım,İnsanlar sever ve sonra da sevgi biter"  diyen,Françoise Sagan"Aşk daha başlamadan kaybedilmiş bir savaştır" diyen ve yine, "Hakikat,aşkın mis kokuları arasında başlayıp,b*k kokuları içinde bitmesidir "diyen Frederic Beigbeder...
 
Konfüçyüs'e bir gün aşk nedir diye sormuşlar," karşılıktan çok çabaya önem vermeye aşk denir"  demiş.
 
Evet yazarların  aşk hakkındaki düşünceleri böyle, kırk yıldır  evli olsanız bile aşkın ömrünün üç yıl olduğunu söylüyorlar bizlere!..
 
Nikâhlarda ya da düğünlerde etrafınızda kalabalıklar varken,ayrılıklarda ise nedense hep yanlızsınızdır,oysa en çok insanlara o zaman ihtiyacınız varken, etrafınızda kimseler pek olmaz.
 
Aşkın ömrü mademki üç yıl, Bermuda Şeytan Üçgeni kadar karmaşık ve anlaşılamaz olduğunu da düşünecek olursak, içinden çıkılamayacak zor dönemeçler yaşamayı da, insan ruhundan kaynaklanan fırtınaları da, aşklarla birlikte üç yıllık bir zamanı kapsıyormuş, diyebiliriz.
 
Günümüzde,Dağ'ları delen Ferhat ile Şirin'in masalsı aşkları olmasa da, yaşanan aşklar var, duyuyor ve görüyoruz.Kim ne söylerse söylesin aşk hep de olacaktır...
Gerçeklerden kaçılamaz, her şey olacağına varır,yaşanacakları,kaderi değiştiremeyiz,zira
Doğanın dengesini hiç bir şey bozamaz ve,Hayat  Ölümle," son sözünü " söyler insanlara ve yaşamdaki her aşk da ölüme mahkumdur denilebilir.
 
Yüreklerinizdeki sıcaklıklar solmasın diyerek tüm seven ve sevilenlere nice mutlu, 14 Şubat'lar diliyorum..
 
 
Bu yazı toplam 2884 defa okunmuştur.
YORUMLAR
Doğru (Ferhat ile Şirin'in masalsı)
Gazi
Doğru Söze ne hacet Ferhat ile Şirin'in masalsı tarihlerde kaldı şimdiki sevgililer günü birlik saygı diye bir şey kalmamış Ağzınıza yüreğinize sağlık Aliye hanım.
15 Şubat 2018 Perşembe 08:53
RENKLİ HAYATLAR
  • Çocuklar Yoga İle Nefes Alıyor
  • Osmancalı Gasilhanesi Hizmette
  • “MCBÜ II. Uluslararası Üniversite Sanayi İşbirliği Ar-Ge Ve İnovasyon Kongresi” Açılış Töreni Yapıldı
  • Haşereyle Dört Mevsim Mücadele
  • Vali Deniz’e Hoş Geldin Ziyaretinde Bulunduk
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Optimus Haber Portalı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0542 820 94 44 - 0534 6787068 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA