• İstanbul12 °C
  • İzmir13 °C
  • Ankara5 °C
  • Manisa12 °C
  • Adana11 °C

Aliye Bozkurt / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

90 Dakika

25 Ekim 2017 Çarşamba 14:43
Hayatımızda ve günlük yaşamımızda yer etmiş bir çok terimler ve söylemler vardır,bunlardan  bazılarını günlük hayatın akışı içinde çok duyarız,kimileri konuşma akışımız içerisindeki  son yıllarda dillere yerleşmiş olan ve sıkça söylenen bazı sözcüklerdir,bazıları da eski nesillerden günümüze kadar gelebilen deyişler ya da söylemlerdir diyebiliriz.
 
Şİmdi bu dakikada ne,diye merak edenlerin aklına hemen ilk gelebilen spor karşılaşmalarındaki maçların oynanma zamanlamasının bilinen dakikaları olan 90 dakikanın geldiğini tahmin etmek o kadarda zor değil.
 
Ancak ben bu yazımda sizlere anlatacağım başka bir doksan dakikadan bahsedeceğim.
İzmir kent içi ulaşımındaki 2008 yılından günümüze kadar uygulanan ve "90 dakikalık kesintisiz kent içi ulaşım" sisteminden yararlanmakta olan binlerce İzmirli,alınan duyumlara göre, galiba bundan böyle bu uygulamalardan faydalanamayacak.
 
2008 yılının Ağustos ayı itibariyle İzmirde uygulanmasına başlanan aktarmalı kent içi ulaşım sistemindeki 90 dakikalık kesintisiz ulaşım,İzmirliler tarafından önce Kentkart,sonrasında da İzmirim Kart uygulamasıyla devam ediyor, bir tek biniş ücreti ödenerek yaklaşık 1,5 saatlik(90 dk.)bir ulaşımdan vatandaşlarımız gideceği yere kadar bir çok otobüste tekrar ücret ödemeden yararlanabiliyordu,halen de uygulama devam ediyor ancak bunun iptal edilerek yeni bir uygulamaya gidileceği de dillerde söylenmeye de başladı diyebiliriz.
 
90 dakikalık kesintisiz uygulamanın ilk başladığı zaman,Eshot uzun mesafeli semt ve yerlere çalıştırdığı hatlardaki otobüslerin güzergâhlarını iptal ederek değiştirmiş,bu güzergâhlara gidecek olan yolculara da bir kaç otobüsle aktarma(indi-bindi) yaparak gitmelerini uygun görmüştü ve o yüzden de bu 90 dk.lık kesintisiz ulaşım sistemini devreye sokarak otobüs ve diğer metro vs.gibi araçlarla vatandaşların gideceği yerlere tek biletle ulaşmasını formüle etmişti,yolcuların uzun mesafeli yerlere gidişlerindeki yaşanan ondan inip ötekine binme kargaşaları ve gideceği yere daha uzun vakitlerde gidebilme sıkıntısı ile kalabalıklarla yaşanan aktarma çilelerine rağmen sisteme alışan İzmirliler artık bu durumu kanıksamışlarken şimdi bu uygulamadan vazgeçilerek kent içi ulaşımlarda daha başkamodel uygulamaların yapılacağı söyleniyor.
 
İzmirde her gün yaklaşık 2 milyon kişinin ulaşımda olduğu hesap ediliyor,yani bukadar kişi otobüslerle kent içi ulaşımı kullanıyor da diyebiliriz.
 
Zaten kent içinde yapılan bazı değişiklikler insanların sinirlerini zıplatacak boyutlara varmıştı diyebiliriz,toplu taşımaların bazı güzergâhlarını bozup değiştirdiler,Tranvay çalışmalarının inşası aşamasındaki yaşattığı sıkıntılar,yolların daraltılarak sıkışıklıklara sebebi, trafik akışının yavaşlatılması insanları çıldırtmaya yetti,Tramvay inşasının oralardaki durakların ise yıkılarak, neresi durak neresi değil diye insanları şaşkınca oradan oraya koşuşturtmak durumunda bıraktılar,yapılan Tranvay çalışmalarından daralan yollar nedeniyle kentiçi trafiğinin daha çok karmaşık bir hale dönüştüğü ortadayken, bir de üzerine tüy dikilircesine yapılması düşünülen 90 dakikalık kesintisiz ulaşım sisteminin kaldırılacağı haberleri izmirliler tarafından çok fazla tepki görmeye başladı diyebiliriz.Umarım kaldırılmazda 90.dk.lık bu uygulama devam ettirilir.
 
İnsanların beklentilerine ve onları hiç dinlemeden masabaşında pat diye karar alınıverilmesi,yaşanacak olan sıkıntıların,trafik keşmekeşliğinin ve çilelerin hesap edilemeden uygulamaya geçilmesi tabiiki yanlıştı,ama zamanla insanlar bu zorluklara katlanarak sistemi zar zor da olsa öğrenebilmişlerdi,şimdi yeniden yaz boz yapılmaz inşallah.
 
Ulaşımda kargaşalığın önlenmesi şart,örneğin her semte gidecek belli bir tek hat olmalı,ister uzun hat olsun,ister kısa olsun o hatlara gidecek otobüslerle indi bindi yapmadan aktarmasız gidebilecek şekilde seferler olmalı ki zaman kaybı yaşanmasın.
 
Uzun  hatların iptal edilmesiyle oluşan sistem zaten milleti aktarmaya adeta mecbur bırakmaktaydı,tek biletli sistemle bu hafifletilerek sunulmuş,uygulanmaktaydı,halen de bu uygulamaya devam ediliyor,inşallah ta devam ettirilir, zira beklentiler bu yöndedir.
 
Bir de sıkıntı yaratan şu var; İzmir'in yakın ilçelerine yapılan toplu taşımacılıkları adeta zora sokup,Fahrettin Altay meydanındaki(Üçkuyular)semt garajını taa İnciraltı Kent Ormanına attılar,oraya direkt konaktan gidecek bir otobüs seferi de konmayınca insanlar yorgun argın işten dönerlerken,Fahrettin Altay son durak ya da, Metro çıkışından taa viyadüklerin oralara kadar yürüyerek oradan minibüslere ulaşmak zorunda bırakıldılar,bunun yaşlısı var,engellisi var,çoluğu çocuğu var,ayrıca elinde yükü olanı var,sıcağı var,kışın soğuk yada yağmurlu havası var diyede hiç düşünmediler,attılar garajı oraya arkaya bile bakmadılar.Sıkıntıyı insanlar yıllardır yaşıyor yaşamaya da devam edecek görünüyor.Oysa Konaktan Kent Ormanındaki garaja gidecek olan yolculara direkt otobüs seferi konmuş olsaydı, yakın ilçelere gidecek olan yolcular,(Seferihisar,Urla,Karaburun,Gülbahçe,Çeşme)hiç sıkıntı yaşamadan direkt garaja ulaşabilecekler, oraya gidebilmenin sıkıntısını da çekmeyeceklerdi.
 
Ulaşımda her gün işine, gücüne,üniversitesi,dersanesine giden binlerce insanın yaşadıklarını,  çektikleri sıkıntılarını,yaşanan zaman kayıplarını sizlere anlatmaya satırlar yetmez.
Kent içi ulaşımında hem rahat bir sistem, hemde insanları düşündürtmeyecek bir fiatlandırm olmalıdır,zira kamu hizmeti niteliğinde olan toplu taşıma bir hizmettir,kolaylıktır,yasalar ise "toplu taşıma  kamu hizmetidir,Kâr amacı güdülmeden verilir"  demektedir.
 
Altlarında milletin parasıyla alınmış makam araçları ile her istediği yere uçarak,çabucak gidenler,vatandaşların ulaşımda yaşadığı bu sıkıntıları malesef göremiyorlar,çekip alacaksın altlarından o makam araçlarını, bir hafta böyle gidip gelsinler de görsünler ki bakalım ne sıkıntılar yaşıyormuş insanlar, inanın dayanamayacaklardır eminim.
Yani kısacası milletin her alanda çektiği sıkıntıları birtürlü bitemedi,biteceğe de benzemiyor.
                             xxx                               x xx                      xxx                    xxx
 
 
Kâhyanın hesabı
Vakti zamanında çok zengin bir çiftlik ağası varmış,aksiliği ve pintiliği yüzünden yanında çalıştırdıklarının parasını vermemek için binbir bahane bulur yanında çalıştırdığı insanlara haklarını ve paralarını vermezmiş. Bu yüzden de hiçbir kâhya uzun süreyle ağanın yanında çalışamaz, bu sıkıntılı duruma dayanamaz işi bırakıp da kaçarmış.
 
Bir gün Ağa'ya yeni bir kâhya bulmuşlar ve ğanın yanında çalışmaya başlamış, sürüyü de ona teslim etmişler,aradan uzun bir zaman geçince ağa kâhyayı  yanına çağırıp ne yapıp ettiğini,koyunlarının hesabını istemiş,sürünün nerede olduğunu, göremediğini sormuş,kâhya da sürülerin hesabı için;
 
Ağam,İlk beş tanesi acemiydi mahpusa düştü, diyerek devam etmiş,gök gürledi on tanesi çatladı,beş tanesi kuyudan atladı,on tane verdim beş tanesi bana kaldı,yirmisi gitti yabana, onbeş tanesini verdim kasaba,beşini ise koyma hesaba,kurt yedi gerisini,al dünkünün derisini demiş.
 
Kâhyanın hesabını duyan çiftlik ağası buna sinirlenerek önündeki masada duran  yoğurt dolu çanağı kâhyanın kafasına çarpmış,kafasından aşağı dökülen yoğurttan alnı  bembeyaz olan kâhya ise;bak ağam gördünmü işte sana alnımın akıyla hesabımı da verdim çok şükür demiş...
 
Eh hep ciddi konularla yazmak olmuyor biraz da gülelim diye bu fıkrayı sizlerle paylaştım.
 
 
 
 
 
 
Bu yazı toplam 852 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
RENKLİ HAYATLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Optimus Haber Portalı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0542 820 94 44 - 0534 6787068 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA