• İstanbul31 °C
  • İzmir37 °C
  • Ankara31 °C
  • Manisa37 °C
  • Adana34 °C

Hakan Özen / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

8 Mart Kadınlar Günü ve yaşanan acı gerçekler

11 Mart 2016 Cuma 22:26

8 Mart Dünya Kadınlar Günü verilen birbirinden güzel mesajlar, etkinlikler ve duygu yüklü sözlerle kutlandı kutlanmasına ama insanın, bu denli bizler için kıymetli anamız, bacımız, yârimiz olan elleri öpülesi kadınlar için bu anlam ve önemi bir günle sınırlandırmak ne kadar doğru diyesi geliyor. Çünkü romantik sözleri, duygusallığı ve birbirinden güzel mesajları, verilen çiçekleri bir tarafa koyup Türkiye’de kadının yeri dediğimiz zaman hayıflanası geliyor. Bunun nedeni de nüfusunun yüzde 49,8’inin kadın olduğu Türkiye’nin Dünya Ekonomik Forumu (WEF) "Küresel Toplumsal Cinsiyet Uçurumu Raporu"na göre 145 ülke arasında cinsiyet eşitliğinde 130. Yer alıyor olması. Yapılan araştırma raporu ve sonucuna göre toplumsal cinsiyet eşitliğinde en önde gelen ülkeler sırasıyla İzlanda, Norveç, Finlandiya olurken en son sırada ise Yemen, Pakistan ve Suriye yer alıyor.

Bu yazımla ilgili gerekli araştırmayı yaparken ve konuyla ilgili doneleri topladığım esnada Manisa’da bir bayan yakınıma denk geldim. Biraz hal hatır sorduktan sonra, Bana, “Biliyor musun bu sıralar hayırlısıyla bir çocuk bekliyoruz” dedi. Uzun zamandır görmediğim arkadaşımı görmenin mutluluğunu yaşarken mutluluğum bu haberle bir kat daha artarken, yalnız diyerek devam eden arkadaşım; “Bir basın mensubu olarak neden eski Celal Bayar Hastanesi olarak geçen Merkez efendi kadın doğum hastanesinde ki yaşananlara yer vermiyor musunuz? Gazeteci olarak dikkatinizi mi çekmiyor?” sorusunu yöneltti. Ben tarafıma yöneltilen soru karşısında bir takım sözler sarfetmeye çalışsam da bayan arkadaşım devam etti; “8 Mart Kadınlar Gününe kısa bir süre kaldı değil mi? Bu günde ardı ardına güzel sözler, mesajlar, çiçekler birbirini izleyecek. Ya sonra? Biliyor musun Kadın Doğum Hastanesine ister sağlık durumu ister doğacak bebeği için binlerce gelen kadın hasta var ve koskoca hastanede toplam 3 tane ultrason cihazı var. Üstelik örneğin o esnada 15 kadın ultrasonda bakılacaksa hepsi aynı anda odaya giriyor ve affedersin üzerini çıkarıyor. Doktor o halde sırayla hepsine bakıyor. Allah aşkına bu ne demek oluyor?” Ben basın mensubu diliyle her ne kadar bir şeyler anlatmaya çalışsam da bayan arkadaşım sözleriyle bastırıyordu konuşmamı. Neyse araya bir iki espri katmaya çalıştım ve biraz sinirini üzerinden almayı başardım. Kendisiyle tekrar görüşmek üzere vedalaştıktan sonra düşündüklerini sakin kafayla bir kez daha düşündüm. Söyledikleri gerçekten doğruysa sağlıkta özellikle son yıllarda yapılan devrim niteliğindeki uygulamaları baltalar türdendi.

Ertesi gün o bayan arkadaşımı arayarak konuyla ilgili bir yazı yazmak istediğimi yetkilileri konudan haberdar edip, aksayan noktaları gündeme getirip çözüme kavuşması arzusunda olduğumu ifade edip o günkü konuşmamızda dile getirmediği başka konular olup olmadığını sordum. Bayan arkadaş sözlerimi duyar duymaz başladı yine kelimeleri döktürmeye; “Bak Hakan! Senin bir basın mensubu olarak olaylara yaklaşımının ne derece objektif olduğunu biliyorum. Bu nedenle bu söylediklerim bu özelliğini bildiğim için” dedi ve konuşmasını şu şekilde sürdürdü; “Olur ya bir kadın hasta herhangi bir durumdan dolayı Kadın Doğum Hastanesinde ameliyat olacak. Ameliyathane bölümünde yatak sayısı yeterli gelmediğinden bir yatakta iki kişi yatmak durumunda kalabiliyor. Düşün o kadının halini. Bir taraftan psikolojik hali, düşük yaptı ya da kürtaj olacak evladını kaybetmenin acısı ve tüm bunlar yaşanırken bir yatakta iki kişi olarak aynı kaderi paylaşması. Tüm bu ruh halinde bazı doktorların o hastaya yaklaşımları ve agresif tavırları. Nerede kaldı hasta memnuniyeti? Sen duyarlı bir insan ve basın mensubu olarak beni anlıyorsun ama inan bu söylediklerimi bir bayan olsaydın daha iyi anlayacağına inanıyorum. Ama en azından yazdığın yazı, yaptığın haberle bu sorunları gündeme taşıyacağına inanıyorum” ifadesinde bulundu. Ben de kendisine konuyu gündeme getireceğime dair söz verip helalleştim.

Evet, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü güzel sözler, mesajlar ve birbirinden renkli çiçeklerle, yenen yemeklerle geçirdik ama aklımda sürekli o bayan arkadaşımın anlattıkları kalmıştı. 8 Mart Kadınlar Günü ve Türkiye’de kadının yeriyle ilgili diğer araştırmalarım neticesinde ulaştığım donelerde pek iç açıcı değildi. Özellikle son yıllarda yine kız çocuklarının okula gitme oranını artırmak amacıyla yürütülen başarılı çalışmalar olsa da Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre okuma yazma bilmeyen kadın oranı erkeklerde 5 kat fazla. 25 yaş ve üstü nüfus içinde okur yazar olmayan kadın nüfus oranı yüzde 9,2. Erkeklerde bu oran yüzde yüzde 1,8. Üniversite mezunu kadınların oranı erkeklerin gerisinde. Üniversite bitiren kadınların oranı yüzde 11,7 iken erkeklerde bu oran yüzde 16,2 göze çarpıyor. Kız çocuklarının okullulaşma oranı son 15 yılda hızla arttı. Ancak özellikle ortaöğretimde hâlâ bölgeler arasında derin eşitsizlikler var. Ağrı, Muş gibi illerde kızların liseye gitme oranı yüzde 50’nin altında. Oysa Türkiye ortalaması yüzde 79,26. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması’na göre Türkiye genelinde kadınların yüzde 32’si okula devam etmesinin engellendiğini belirtiyor. Kadınların eğitimini engelleyenler arasında yüzde 71 ile en yüksek oran babalara ait.

Ataerkil bir toplum yapısına sahip olmamızın da getirdiği netice sonrasında kadınlar çalışma hayatında da eşitsizliklerle karşı karşıya. Kadın istihdam oranı son yıllarda yüzde 26'dan yüzde 30,3'e çıktı. Ama kadınlar hâlâ erkeklerin yarısı kadar istihdam ediliyor. Erkeklerin iş gücüne katılım oranı yüzde 71,3. Üstelik aynı işi yapmalarına karşın kadınlar erkeklerden daha az para kazanıyor.  Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması 2014 sonuçlarına göre, üniversite mezunu bir kadın çalışan aynı düzeydeki bir erkek çalışandan yıllık yüzde 1,3 oranında daha az kazanıyor. Eğitim seviyesi düştükçe bu fark daha da artıyor. Kadınlar üst yönetim ve karar verme pozisyonlarında da azınlıkta.  Kadın Adayları Destekleme Derneği (KADER) 8 Mart için "Eşitsizlik Karnesi" hazırladı. KADER'in verilerine göre 26 müsteşarlığın hiçbirinde kadın yok. 81 ilin valisinden sadece ikisi kadın.  Türkiye’deki 30 büyükşehir belediyesinin sadece üçünün başkanı kadın. Yargıda da kadın yok. Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Sayıştay, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK), Yüksek Seçim Kurulu (YSK) ve Askeri Yargıtay içinde sadece bir kadın başkan var. Siyasette durum daha da kötü. 1935’te Meclis'te yüzde 4,6 olan kadın oranı bugün yüzde 14,7. Ancak Türkiye’de 550 milletvekilinden sadece 81’i kadın. 27 bakan içinde kadın sayısı ise yalnızca iki.

Şiddetin bir insanlık suçu olduğu dile getirilmiş ve bununla ilgili cezai muayededeler arttırılmış olsa da Türkiye’de kadınların en önemli sorunlarından biri şiddet ve kadın cinayetleri devam ediyor. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın  Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması’na göre her 10 kadından 4’ü eşi ya da erkek arkadaşından fiziksel şiddet görüyor. Şiddet gören kadınların yüzde 89’i hiçbir yere başvurmuyor.   Kadının en çok şiddet gördüğü yer Orta Anadolu bölgesi. Buradaki kadınların yüzde 42,8’i yaşamının herhangi döneminde fiziksel şiddete maruz kaldığını söylüyor. Kadın cinayetleri ise her yıl artıyor. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun verilerine göre 2015 te 303 kadın öldürüldü. Yeni uygulamaların, kanunların hayata konması ve kadınlara tanınan yeni haklara karşın maalesef yaşananlar ve rakamlarla kadının Türkiye'de durumu bu. Özetle kadın eğitimden çalışma hayatına kadar pek çok alanda dezavantajlı. Bu nedenle kadınlar 8 Mart’ta sadece süslü laflar, güzel mesajlar duymak istemiyor. Bunu 365 güne yayacak ve aksayan sorunları çözüme kavuşturacak uygulamalarında hayata kazandırılmasını bekliyor. Saygılarımla…

 

Bu yazı toplam 834 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
RENKLİ HAYATLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Optimus Haber Portalı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0542 820 94 44 - 0534 6787068 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA