• İstanbul23 °C
  • İzmir17 °C
  • Ankara18 °C
  • Manisa14 °C
  • Adana26 °C

Erdal Çil / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

2 Nisan’ın farkında mısınız?

29 Mart 2017 Çarşamba 21:09
Bu satırların müdavimleri, birçok şeyin farkında!
 Mesela 2 Nisan’da çevrelerindeki mavi renklerin neden arttığını veya mavi renklere bürünmüş insanları, mavi ışıklara bezenmiş binaları gördükleri günün 2 Nisan olduğunu kimseye sormadan bilebilirler.
Otizm, günümüzde rastlanan en yaygın nörolojik bozukluktur. 2006 da her 150 çocuktan biri otizmliyken bugün artık her 68 çocuktan biri ne yazık ki otizmli!
Erkek çocuklarda görülme sıklığı daha fazla olduğundan olsa gerek, bütün dünyada kızların pembe rengi yerine erkeklerin mavi rengi otizm farkındalığı için kullanılıyor. İnsanlar o güne özel kıyafetlerini, aksesuarlarını o gün buna dikkat çekebilmek için mavi renklerden oluşturuyor, mavi renkler ilave ediyorlar. Yine şehirlerde yetkililer ışıklandırmalarla önemli yapıları mavi renk ile aydınlatıyorlar. 
Genetik temelli olduğuna ilişkin bulgular vardır. Ancak hangi gen ya da genlerin sorumlu olduğu henüz bilinmemektedir. Çevresel faktörlerin de otizme yol açabildiğine ilişkin görüşler vardır. Hem genetik temellerin hem de çevresel faktörlerin etkileri üzerine çok sayıda araştırma yapılmaktadır.
Otizmin çocuk yetiştirme özellikleriyle ya da ailenin ekonomik koşullarıyla hiçbir ilişkisi düşünülmemektedir. Bu nedenle otizm spektrum bozukluğuna her çeşit toplumda, farklı coğrafyalarda, ırkta ve ailede rastlansa da ne yazık ki gelir seviyesi iyi olan ve kültürlü ailelere mensup çocuklarda daha yoğun rastlanması tamamen ailelerin bilinçleri ve duyarlılıkları ile ilgilidir. 
Ailelerin bilinçli olmadığı toplumlarda ise otizmin henüz adı yoktur ve fark edilemez durumdadır. Bu yüzden özellikle bebeklerin aşılandığı iki yaşına kadar olan süreçte aileler ile yapılacak ve özellikle de anne ile yapılacak basit görüşme ve testlerle tanı koyabilme ihtimali çok fazladır.
Zekâ ve öğrenme geriliği gözlense de genelde davranış bozukluğu en belirgin özelliktir. 
Otizm asla bir ruh hastalığı değildir ancak otizmliyi iyi tanımayan biri rahatlıkla belirtilerinden bir ruh hastası olduğunu sanabilir. Kontrolsüz ve istem dışı hareketleri, göz teması kuramamaları, gelişen şartlara uyum sağlamada zorlanmaları, ifade ederken zorlanmaları, ilişki kurmada ve sürdürmede had safhada problemler yaşamaları, takıntılı el hareketleri ve basmakalıp tekrarlayıcı motor hareketleri, aynılıkta aşırı ısrarcı olmaları ve rutine olan sıkı bağlılıkları, sınırlı ama bir o kadar da yoğun ilgi alanlarının olması, dış etkenlerden ya çok çabuk etkilenmeleri ya da hiç etkilenmeyip aşırı duyarsızlıkları en belirgin özellikleridir otizmlilerin.
Fiziksel bir engel anlatılabilir, fark edilebilir! Hatta büyük oranda ruh sağlığı ve akıl hastası olanlarının da fark edilmeme ihtimalleri düşüktür cemiyette ama otizm öyle mi?
Genelde anneler fark eder önce de onlar da çoğunlukla karşılık bulmaz. Çabalar, yırtınır; bazen bilgisi yetmez araştırır, sorar, soruşturur.
- Düzelir sonraları,
- Daha pek küçük, biraz büyüsün akranlarıyla oynarken kendiliğinden düzelir gider
- Küçüklüğünde böyle sessiz ve içine kapanıklar görürsün bak büyüdüklerinde canavar kesilirler.
- Maşallah senin ki doğuştan ağırbaşlı!
Bu ve benzer cevaplar biraz olsun ümitlendirir ama geciktirir ebeveynleri. 
İşte tam burada Sağlık Bakanlığının bebeklere uyguladığı ve genelde başarı ile yürütülen iki yıllık aşılama takvimi sürecinde anneyi takip eden Aile Sağlığı Personelinin küçük bir dokunuşu, azıcık bir dikkati ve anneyi bilgilendirmesinin o kadar önemli olacağını düşünüyorum ki….
Hekimlerin belki performansına yansımayacak ama neler kazandıracaklarını bir bilseler!
Otizmli doğan ve otizm ile büyüyen her bir bireyin çevresine ve içinde yaşadığı topluma maliyetlerini bir düşünecek olursak, öylesi bir dokunuşun ve müdahalenin önemini daha iyi anlarız gibi geliyor.
Hiçbir bireyin, ailenin tercihi olmadı onlar. Hiçbir çocuk kardeşinin otizmli olduğunu, hiçbir anne çocuklarından birinin otizmli olduğunu tercih etmediler ve etmezler de. Ama onlar hızla ve artarak geliyorlar.
Kaçamayacağımıza göre onlarla bir arada ve onları anlayarak, fark ederek yaşamaya, birlikte yaşamaya alışmalıyız.
Otizmli çocuklarına kendilerini adayan anneleri, her türlü sosyalliği bir tarafa bırakıp annelere destek olup adeta ikinci annelik yapan babaları, onların tedavisi için maddi ve manevi her türlü zorluğu göze alarak hekim- hekim, hastane – hastane çalmadık kapı bırakmayan ebeveynleri gördükçe ve otizmli çocukların özellikle erken teşhis ve tedaviyle hangi düzeylere geldiklerini gözledikçe içimi umut ve tarifi müthiş bir sevinç kaplıyor.
Ne olur hiç olmazsa senede bir gün otizmli bir aileye misafir olun, temas edin, dinleyin, görün! Bir ışık, bir mavi ışık yakamıyorsanız da o gün mavi bir fular takın, gömleğinizi o güne mahsus mavi renkten seçin, mavilerden aksesuarlarınız olsun üstünüzde ve maviyle bakın senede bir gün. 
2 Nisan, Otizm farkındalık günü. Günlerin en mavisi, mavilerin en anlamlısı.
Otizmin farkındayım.. Ya siz?
 
Bu yazı toplam 1589 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
RENKLİ HAYATLAR
  • Bakanlıktan 'kış lastiği' açıklaması
  • Ağrı'da teröristler minibüse ateş açtı: 3 ölü, 7 yaralı!
  • PKK masumları öldürmeye devam ediyor!
  • Terör finansmanına darbe!
  • Şehit Aileleri ve Gaziler o ücreti yatırmayacak!
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Optimus Haber Portalı | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 541 797 95 79 / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA